İçeriğe atla
Hicr 75Cüz 14 · Sayfa 266

Hicr Sûresi 75. Âyet

الحجر

Sohbete sor

İnne fî żâlike leâyâtin lilmutevessimîn(e)

Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Mutevessimîn” kelimesi, “vesm” kökünden türemiştir. “Vesm”, bir şeyi tanımlayan işâret, iz veya alâmet ma’nâsına gelir. “Mutevessim”, işâretlerden ve izlerden anlayan, alâmet-leri okuyan kişidir. “Mutevessimîn” ise, bunun çoğuludur.

Arap dilinde “vesm” kökü, çölde izleri takip etme san’atıy-la da ilişkilidir. Göçebe Araplar, çölde bırakılan ayak izlerinden, kumda bulunan işaretlerden çeşitli bilgiler çıkarırlardı; geçen kişi sayısı, gidiş yönleri, ne kadar süre önce geçtikleri gibi.

Okuduğumuz âyet-i kerîmede Allâh Teâlâ, Lût kavminin helâkinde, zâhir ma’nâların ötesinde, işâretlerden anlayan kimseler için bazı ibretler bulunduğunu beyân etmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılan kıssalardan her okuyucunun kendi idrâk düzeyine göre bir hissesi vardır. Kimisi âyetleri tarihî bir hâdise olarak okuyup geçer. Başkası geçmiş kavimlerin Allâh’a isyân etmeleri sebebiyle helâk oluşundan ibret alarak zâhiren yaşantısında bu kavimlerin hâlleriyle hâllenmemeye çabalar. Genelde Kur’ân okuyuşumuz bu iki mertebedendir.

Ancak, bir de âyetlerin zâhir ve bâtın ma’nâlarına nüfûz edebilen ve tespit ettiği ilâhî işâret ve tecellîleri kendi nefsinde idrâk ve müşâhede edebilen, böylece Kur’ân’dan ve Cenâb-ı Hakk’ın kâinattaki tüm işâretlerinden azâmî derecede faydalanmaya çalışan, bununla da kalmayıp sâhip olduğu bu ilmi isti’dâd sâhibi kişilere karşılık beklemeden aktaran kimseler vardır, ki “mutevessimîn” olarak belirtilen sınıf bunlardır. Bu kimseler Hakk’ın ârif kullarıdır. " T.O.C.C." 


Âyet 76

وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ

Ve innehâ le bi sebîlin mukîm.

O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.



Âyet 77

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَۜ

İnne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn.

Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)