Ve-innehâ lebisebîlin mukîm(in)
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadır.
Hicr Suresi 76. ayet, Semud kavminin helak olduğu yerleşim yerinin kalıntılarının, işlek yollar üzerinde hala görülebilir olduğunu ifade etmektedir. Ayet, geçmiş kavimlerin akıbetinden ibret alınması gerektiğini vurgulayan bir bağlamda gelmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sebil' kelimesinin asıl anlamının 'yol' olduğunu ve hem maddi hem de manevi yollar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'bisabîlin' ifadesi, helak olan kavmin kalıntılarının, insanların gelip geçtiği, bilinen bir yol üzerinde bulunduğunu, dolayısıyla ibret alınmasının kolay olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sebil' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'yol' anlamında olduğunu ifade eder. Ayetteki 'bisabîlin' ifadesi, kalıntıların, insanların seyahat ettiği, herkesin görebileceği bir güzergah üzerinde olduğunu mecazi olarak değil, doğrudan bir gerçeklik olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sebil' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir yolu değil, aynı zamanda bir yaşam tarzını, bir yöntemi veya bir dini yolu da ifade ettiğini belirtir. Ancak bu ayetteki 'bisabîlin' kullanımı, daha çok fiziksel bir yolun, yani insanların üzerinden geçtiği, görülebilir bir güzergahın anlamını taşır ve geçmişin izlerinin somutluğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mukîm' kelimesinin 'ikamet eden, sabit kalan, devamlı olan' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bisabîlin mukîm' ifadesi, söz konusu yolun sadece geçici bir patika değil, sürekli kullanılan, sabit bir güzergah olduğunu ve bu yol üzerindeki kalıntıların da kalıcı bir ibret vesilesi olarak durduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kavm' kökünden türeyen 'mukîm' kelimesinin 'yerleşik, sabit, sürekli' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki bağlamda, helak olan kavmin izlerinin bulunduğu yolun, sürekli işleyen, sabit bir yol olduğunu ve bu durumun, geçmişin derslerinin unutulmaması için bir hatırlatıcı olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mukîm' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'devamlılık, süreklilik' anlamında kullanıldığını belirtir. Hicr 76'daki 'bisabîlin mukîm' ifadesi, o yolun sürekli kullanılan, canlı bir güzergah olduğunu ve bu sayede helak olan kavmin kalıntılarının sürekli göz önünde bulunduğunu, dolayısıyla ibret alınmasının kaçınılmaz olduğunu gösterir.
Hicr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerîmeler, Lût kavminin helâk edilen şehirlerinin, hâlâ işlek bir yol üzerinde bulunduğunu beyân etmektedir. Rivâyete göre bu şehir, Mekke’den Şam’a giden ticâret yolu üzerinde bulunuyordu ve kervanlar bu yoldan geçerken, şehrin kalıntılarını görüyorlardı. Bu kalıntılar, gelip geçen veya bunun haberini alan mü’minlere ibret ve işâret olması için, yol üzerinde bırakılmıştı.
Âyetlerde Lût kavminin helâk olmasından ibret alacak iki farklı gruptan bahsedilmektedir: “mutevessimîn” (75’inci âyet) ve “mu’minîn” (77’inci âyet). “Mu’min”, gayba îmân eden, Hakk’ın varlığını, birliğini ve sıfatlarını tasdîk eden kimsedir. “Mutevessim” ise, işaretlerden ve alâmetlerden anlayan, Hakk’ın tecellîlerini ve sıfâtlarını, onların işâretlerinden ve alâmetlerinden tanıyan kimsedir. Mutevessim, mu’minden daha ileri bir derecededir, çünkü o, mârifet ve müşâhedeye sahiptir.
Enfüsî olarak bakıldığında, “sebîlin mukîm” “sâbit yol” tarîkat’tir. O yolda yürüyen sâlik, şeyhinin himmeti ve işâreti ile daha evvel oradan geçenlerin yaşantılarından ibret ve örnekler alarak, sabırla ve gayretle nefsinin emmâre ve levvâme yönlü ahlâklarını helâk eder. " T.O.C.C."
وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِم۪ينَۙ
Ve in kâne ashâbul eyketi le zâlimîn.
“Eyke” halkı da şüphesiz zâlim idiler.
Âyet 79
فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۢ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُب۪ينٍۜ۟
Fentekamnâ minhum, ve innehumâ le bi imâmin mubîn.
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.