İçeriğe atla
Nahl 19Cüz 14 · Sayfa 269

Nahl Sûresi 19. Âyet

النحل

Sohbete sor

Va(A)llâhu ya'lemu mâ tusirrûne vemâ tu'linûn(e)

Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Va(A)llâhu ya’lemu mâ tusirrûne vemâ tu’linûn(e)” Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. (16/19)


Sırr-ı bir isimdir ki adındadır. Sır tek re ile “Sir” Tok doymuş, kanmış demektir. (سرّ) Sırr; ise peltek konuşanlar gibi 2 (رّ) Rı ile yuvarlayarak söylenir. Sırr; (Sin ile) (esrar): Gizli tutulan, kimseye söylenmeyen şey.  Gizli olarak, gizlice.[25] Sayısal değeri okunuşta (س)“Sin” harfini okutan gizli bir Ayın harfi ile;

Sin:60, Ayın:70, Rı: 200 Rı:200, 60+70+200+200= 530 dur. “53”0 “53” bilindiği gibi Ahmed sayısal değeri, İz-Terzi Baba’ya yoldan verilen şifre sayısı ve 53 numaralı Necm sûresinin sıra numarasıdır… Yanındaki sıfır ise ayna olan bir yanı hadis bir yanı kadim olan ­­­kabe-i kavseyn, 0 hiçlik noktasının ifadesidir.

“0” Sıfır sözlük anlamı; Hiç. Olmayan bir şeyin ismi. Hiç bir sayı olmamak. Müsbetle menfi ortası, eksi ile artının arası (nötr). Arapça yazılışı; (صفر) “Sad” “Fe” “Rı” şeklindedir. (سرّ) Sırr yani “Sin” ile yazılışında insanın sırrıdır. “Rı” nin şeddelenmesi (şiddetlenmesi) ile “Rahman ve Rahim” e işarettir. “Rahmanın Rahminden doğmayan Bismillahirrahmanirrahim olamaz. (Zât mertebesinin sırrıdır. “Sır” “Sad” ile yazılan ise “Sad” Sıfât mertebesi ve sondaki “Rı” Rububiyet (esmâ) mertebesine işarettir. Ortada bulunan (ف) “Fe” Sıfât ve Esmâ mertebesinin gizlediği ve açığa çıkardığı Ef’âl mertebesine işarettir. Ve (صِفْر) sıfır harekelendiği-hareketlendiği zaman, baştaki “Sad” esre ile okunmakta ve “Rı” da ise gizli bir sükün –sekene- sakinlik hali vardır. Sıfât âlemin, esmâ âleminin gizli sakinliği ile Ef’âl âleminin açık sakinliğini sırlayıp, sarmasıdır. Kişi Nasrettin Hocanın hikayesindeki gibi ya zaruri ölüm ile işin sonunda “Hiç” olur. (Fe) nin üstündeki nefsi benliği ile yaşar. Ve bâtınında bulunan gizli-sakinlik hâlindeki Rabbini, Rabb’ül erbabı bilip, Rabbi Has-ı olan esmâ-i ilâhiyyeyi açığa çıkaramaz. Ya da ızdırari ölüm ile işin başında “Hiç” olur. Rabbini bilir, Allah’ı cc. tanır ve Rabb-i Hassı ile gerçek kişiliğine ulaşmış olur. Ve (ف) “Fe” nin başında ki nefsi benlik noktasının, İzafi benlik ve aslında İlâhi benlik noktası olduğunu anlar ve üstünde de sükün-sakinlik halini bulur, kendi beden arzı Hazret-i Şehadette huzur içinde olur-oturur.

Gerçek bir yol ve irfan ehli sâlik dahi seyr-u sülûkunda bu vadiye (Bedr-i münir) geldiği vakit kendi gönlüne de (sekîne) olan selâm ismi indiğinde onda beliren husus huzur ve ilâhi güven olmaktadır. Gönlüne bu (sekîne) yi indiremeyen kimse ne yazık ki, şüphe ve tereddütten kurtulması çok zordur.[26]

Aslının varlığının aslı yoktur. Varlığının aslı Hakk olduğundan gizli aşikar her neyimiz var ise, Allah c.c. Uluhiyet mertebesi ile ilmi ilahi programında bâtın-i olarak malum. Vahidiyet mertebesinde zâhiri olarak aşikardır. (Murat Derûni) Terzi Baba (1) kitabı “Sır” bölümü ile yolumuza devam edelim;

Hazretimizin yetişmesinde en büyük emek sahibi olan muhterem zât Nûsret Tûra Efendimizdir. Nûsret ile Necdet arasındaki bağı sayılar yönünden şöyle açıklayabiliriz.

(Nûsret) ismi ebced hesabında; ve alfabetik sırayla (nun) 50 (nun) 25

(sad) 90 (sad) 14

(rı) 200 (rı) 10

(te) 400 = 740 eder. (te) 3 = 52 eder “Nûsret”ten “Necdet”i çıkartırsak (740457) = 283

yani (2 + 8 + 3) = 13 ortaya çıktı.

Yani “Nûsret” ile “Necdet”in muhabbeti “Hakikat-i Muhamme-diye”yi zuhura çıkardı.

Burada bir başka yöne de dikkat çekelim;

(Nûsret) ile (Necdet) in arapça orjinal yazılarına bakarsanız her iki isim de (nun) harfiyle başlar → (te) harfiyle de sona ererler.

“Nûsret”teki ve “Necdet”teki bu (nun) ve (te) harflerini çıkartırsak ;

(Nûsret) te (sır) kalır.

Burada (sır)[27] dan maksat “Nûsret”te gizlenen sırr’ın “Necdet” olmasıdır.

(Necdet) teki (ced/ata) kalmaktadır, ki bu da “İsm-i Necdet” in “İsm-i Nûsret”in de aynı zamanda atası, kökü olduğu anlaşılıyor.

Nûsret Babamızın ilâhi emâneti Terzi Babamıza vermeden önce söylediği, “Benim sebebi vücûdum sen imişsin,” sözü aslında buraya vurgudur.

Ayrıca “nasrun minallahi” ve “fethun kariyb” âyeti ile de, “size yakın bir fethi Allah’ın yardımıyla müjdeliyorum,” derken aynı konuya vurgu yapmıştır.

Dilerseniz bu âyet üzerinde biraz duralım.

Acaba müjdelenen nedir?…

SAF 61. Sûre 13. Âyet

وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ

مُنِيبٍْوَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُو

ve uhra tühıbbune­ha nasrün minallahi ve fethun kariy­bun ve beşşiril mu’miniyne

Ve kendisini sevdiğiniz bir başka -nîmet de- vardır ki: O da Allah'tan bir zaferdir ve yakın bir fetihtir ve mü'minleri müjdele.

61 daha önce zikrettiğimiz gibi Necdet’in isimlerinden biri idi. 13 ise, açık beyanı ortadadır.

Az önce yukarıda (Nûsret) harflerinin alfabetik toplamının 52 olduğunu, bunun da Nûsret Tûra Efendimizin silsile-i Şerifteki yerini anlattığını açıklamıştık.

Bu âyet-i Celile’de var olan müjdelerden bir tanesi de hilâfet mer-tebesidir.

Lisân-ı Nûsret’ten kendisinden sonra gelecek olan halifesi “Terzi Baba”nın müjdelenmesidir. (Ç.H.U.)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)