Hel yenzurûne illâ en te/tiyehumu-lmelâ-iketu ev ye/tiye emru rabbik(e)(c) keżâlike fe'ale-lleżîne min kablihim(c) vemâ zalemehumu(A)llâhu velâkin kânû enfusehum yazlimûn(e)
(O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helak emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Nahl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (16/33)
“Nefslerine zulmettiler.” (16/33) çünkü nefsimizde ilâhi hakîkatlerin, esmâların tüm olarak hakîkatleri vardır. Biz onları faaliyyete geçiremediğimiz zaman ona haksızlık etmiş oluyoruz. Meselâ tarlada zeytin ağaçları var biz onları sulamazsak, dallarını budamazsak, ilaçlamazsak işte o ağaca zulmetmiş oluyoruz. Ama onun kendi kendinde varolan hakîkatleri en geniş şekilde ortaya çıkmasına yardımcı olmamız ona rahmet olmamız oluyor. İşte esmâ-i ilâhiyyeleri de biz böyle bakımsız bıraktığımız için hayatımızda verimsiz oluyorlar.[34]