İçeriğe atla
Nahl 4Cüz 14 · Sayfa 267

Nahl Sûresi 4. Âyet

النحل

Sohbete sor

Ḣaleka-l-insâne min nutfetin fe-iżâ huve ḣasîmun mubîn(un)

İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.

Nahl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Haleka-l-insâne min nutfetin fe-izâ hüve hasîmun mubîn(un)” İnsanı nutfeden (bir damla sudan) halk etti. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir. (16/4)


İnsanın Embriyolojik olarak halkedilmesi zigot ile bâslayıp, ayetler de geçen karşılığı ise nutfe kavramdır.

Alak sözlükte, “kan pıhtısı, embriyo, zigot” gibi anlamlara gelir.

Genellikle “kan pıhtısı” diye açıklanan alakın, döllenmiş hücrenin ana rahminde tutunan, yani embriyon safhasından önceki halini (nidation) ifade ettiğini söylemek mümkündür.

Ve “alak” kelimesi (Alak 96/2) de geçmektedir. (Murat Derûni)


~~96.2~
خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ
~ ~ ~

(96/2) - Halekal insâne min alâk.
(96/2) - İnsanı bir alâktan yarattı.


ve “halekal insâne min alâk” ve senin Rabbin öyle bir Rab ki, “halekal insâne” insânı halk etti.

Bütün varlıkların halkıyyet-i tamamlandıktan sonra, halkıyyetin kemali olan insan, “sûreti ilâhiye üzere” halk olundu ve yeryüzünde yaşamaya başladı birçok aşamalar dan geçtikten sonra nihayet Muhammediyyet mertebesinde hakikat-i İlâhiyyeye bir zuhur mahalli olacak hale geldi ve böyelece zât-i tecelliyi alacak kıvama ulaşmış oldu. İşte bu zuhurun ve diğer insanların da vücüd varlıklarının zuhuru bir kan pıhtısından oluşmaya başladı.

Neden min alâk? Bir pıhtılaşmış kandan, diye insânın sûretinin halkıyyetini anlatmaya başlıyor. Daha evvelce bu hakîkatleri bilmeyen insânoğlu, artık yavaş, yavaş hem ilmi ma’nâ da, bir gelişme sağlamaya başlıyor, hem de bâtınî ma’nâ da bâtın ilmi düzeyinde gelişme sağlamaya başlıyor. İşte bakın burada Rabbının insânı halk ettiği ve insânın değersiz bir kan pıhtısından medyana getirdiğini, o halde sen kendini nefsi olarak o kadar yücelerde görme. Senin aslın budur, diye de evvelâ, ikaz etmesi vardır.[8]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)