İçeriğe atla
İsrâ 101Cüz 15 · Sayfa 292

İsrâ Sûresi 101. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Velekad âteynâ mûsâ tis'a âyâtin beyyinât(in)(s) fes-el benî isrâ-île iż câehum fekâle lehu fir'avnu innî leezunnuke yâ mûsâ meshûrâ(n)

Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Musa onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Musa!" demişti.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(101) Ve lekad ateyna Mûsâ tis'a Âyâtin beyyinatin fes'el beniy isrâîyle iz caehüm fe kale

lehu fir'avnu inniy leezunnüke ya Mûsâ meshura;)

“Andolsun biz Mûsâ'ya apaçık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) İsrâîloğullarına sor, Mûsâ kendilerine geldiğinde Firavun ona: "Ey Mûsâ! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum" demişti.” Cenâb-ı Hakk yine zâtından seslenerek “biz” verdik diyor yani “biz” derken sıfatlarıyla birlikte yaptığının ifadesidir ve kendi sıfatlarına şahsiyet ve verdiği değeri gösteriyor. Ayrıca ahâdiyyet, Ulûhiyyet, vâhidiyyet, rahmâniyyet, rububiyyet, melikiyyet mertebeleriyle birlikte zuhur ettiği anlamında da “biz” Cenâb-ı Hakk diyor.

Mûseviyyet hakikatlerini yani tenzih gerçeklerini ilk önce Mûsâ’ya verdik diyor Cenâb-ı Hakk. Mûsâ (a.s.) ın hayatı İslâmiyyet ilmi içerisinde ki tarikat hayatının kısımlarını anlatmaktadır.

Bu dokuz mucize şunlardır:

(1) Âsâ; Şuayb (a.s.) tarafından kendisine verilen asadır.

(2) Beyaz el; Bu el sol elidir, çünkü sağ taraftan kasıt aklı küll, sol taraftan kasıt nefsi küll olduğundan, Mûsâ (a.s.) nefsi küllünü aklı külle götürmesi lâzımdı ki oradan nur alsın, çünkü tersi durumda aklı küll nefsi küllün içine girerse nefsi küllün rengine boyanır. Mûsâ (a.s.) sol elini göğsüne sokunca aklı küll onu ihata etti ve çıkardığında eli nur gibi parladı.

(3) Çekirge istilası;

(4) Bit salgını;

(5) Kurbağa istilası;

(6) Nil nehrinin kıptilere kan olarak akması;

(7) Tih Sahrasında taştan su çıkması;

(8) Denizin yarılıp yol olarak açılması; Mûsâ (a.s.) asasını denize vurunca oniki yol açılıyor ve yolların arasıda

şeffaf olduğundan yollardan geçerlerken hepsi birbirini görüyorlar ve mutmain olarak geçiyorlar. Bu oniki yol aynı zamanda seyri sülûktaki oniki mertebeyi ifade etmektedir.

(9) Tur dağının yukarı kalkarak Beni İsrâîli tehdit ile üstlerinde durması ;

Daha önce secde etmeye yanaşmayan Beni İsrâîl bu durum üzerine secde etmişler, fakat bir yandan da göz ucuyla Tur dağı üzerimize düşecek mi diye bakmaya devam etmişlerdir.

Seyri sülûkta dokuncu sırada bulunan Mûseviyyet mertebesinin görüldüğü gibi bu mâcizeler ile de mutabakatı vardır.

Ayrıca Mûsâ (a.s.) a Tur dağında Tevrât-ı Şerif dokuz nüsha olarak verilmiştir. Bu dokuz levhanın yedisi taştan levhalar olarak verilmiştir (ki yedi nefs mertebesini ifade eder, taş olması ve maddeyle ilgisi itibarıyla) ikisi de nur üzerine idi. Bu iki nur levhasını Mûsâ (a.s.) kavmine açıklayamadı, çünkü kavmi anlayamayacaktı, bunları İsâ (a.s.) açıkladı.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)