Vebilhakki enzelnâhu vebilhakki nezel(e)(k) vemâ erselnâke illâ mubeşşiran veneżîrâ(n)
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(105) (Ve bil Hakkı enzelnahu ve bil Hakkı nezel* ve ma erselnake illâ mübeşşiran ve neziyra;)
“Biz bu Kûr'ân'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.”
“vemâ erselnâke” yani “göndermedik” burada gönde-rilmeyen bir mertebe var ki ondan bahsediyor o mertebede zât-î mertebedir çünkü alış verişin gelişin gidişin olmadığı bir yerde “gönderme” olmaz, gönderdik dediği anda sıfat, esmâ ve fiil mertebesine nüzul olması gerekir, ve onu da müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik diyerek belirtiliyor. İşte müşahede ehli olarak oraya çıkan
bir insân için gönderilmişlik hükmü kalmıyor. Müjdeci, yani ef’âl âleminden esmâ âleminin varlığını, esmâ âleminden sıfat âleminin varlığını, sıfat âleminden de “illâ” nın varlığını müjdeliyor.