Velekad sarrafnâ fî hâżâ-lkur-âni liyeżżekkerû vemâ yezîduhum illâ nufûrâ(n)
Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.
İsrâ Suresi 41. ayet, Kur'an'ın çeşitli şekillerde açıklanmasına rağmen inkârcıların nefretinin artmasını ele almaktadır. Ayet, 'sarrafnâ' fiiliyle Kur'an'ın mesajının farklı yönlerden sunulmasını, 'li-yezzekkerû' ile bu sunumun amacını ve 'nufûrâ' ile de bu sunuma karşı gösterilen olumsuz tepkiyi vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sarrafnâ fiili, bir şeyi bir halden başka bir hale çevirmek, bir şeyi çeşitli yönlerden ele almak ve açıklamak anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın Kur'an'ın ayetlerini ve delillerini farklı üslup ve şekillerde, tekrar tekrar sunarak muhatapların anlamasını kolaylaştırma çabasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sarrafnâ, 'beyyennâ' (açıkladık) ve 'kerremnâ' (tekrarladık) anlamlarına gelir. Kur'an'ın mesajının farklı şekillerde ve defalarca sunularak insanların idrakine sunulduğunu belirtir. Bu, hakikatin çeşitli açılardan gösterilmesi demektir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Sarrafnâ, 'tekrar tekrar açıkladık' ve 'çeşitli vecihlerle beyan ettik' demektir. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın hakikatlerinin tek bir kalıpta değil, farklı örnekler, kıssalar ve delillerle sunularak muhatapların düşünmeye sevk edilmesini amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zikr, bir şeyi zihinde tutmak veya unutulan bir şeyi hatırlamak anlamına gelir. Tezekkür ise, bir şeyi düşünerek, tefekkür ederek hatırlamak ve ondan ibret almaktır. Ayetteki 'li-yezzekkerû' ifadesi, Kur'an'ın çeşitli açıklamalarının amacının, insanların gafletten uyanıp hakikatleri hatırlamaları ve onlardan öğüt almaları olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zikr kavramı, Kur'an'da sadece hatırlamak değil, aynı zamanda Allah'ı anmak, O'nun ayetleri üzerinde düşünmek ve onlardan ders çıkarmak anlamlarını da taşır. 'Li-yezzekkerû' ifadesi, Kur'an'ın insanları pasif bir hatırlamaya değil, aktif bir tefekküre ve öğüt almaya çağırdığını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Tezekkür, bir şeyi zihinde canlandırmak, üzerinde düşünmek ve ondan ibret almak demektir. Ayetteki bağlamda, Kur'an'ın çeşitli açıklamalarının, muhatapların kalplerindeki hakikat tohumlarını yeşertmek ve onları doğru yola iletmek için bir vesile olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kur'an kelimesi, 'karae' fiilinden türemiş olup, 'okumak' ve 'toplamak' anlamlarına gelir. Allah'ın kelamının hem okunması hem de ayetlerinin bir araya getirilmiş bir kitap olması yönüne işaret eder. Ayetteki 'hâzâ'l-Kur'ân' ifadesi, bahsi geçen açıklamaların kaynağının bu ilahi kitap olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kur'an, Allah'ın kelamıdır ve Cebrail aracılığıyla Hz. Muhammed'e indirilmiştir. Okunması ibadet olan, mushaflarda yazılı, tevatürle nakledilmiş mucizevi bir kitaptır. Ayetteki kullanımı, bu ilahi kitabın içerdiği hakikatlerin çeşitli şekillerde sunulduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an, sadece bir metin değil, aynı zamanda bir rehber ve hidayet kaynağıdır. Kelimenin kök anlamı olan 'okumak' ve 'toplamak', onun hem lafız hem de mana yönünden bütüncül bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, bu bütüncül kitabın mesajlarının farklı açılardan ele alındığına dikkat çekilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nufûr, bir şeyden tiksinerek veya korkarak uzaklaşmak, kaçmak anlamına gelir. Ayetteki 'nufûrâ' ifadesi, Kur'an'ın açıklamalarına rağmen inkârcıların hakikatten daha da uzaklaştığını, ondan nefret ettiğini ve kaçındığını belirtir. Bu, onların kalplerindeki inat ve küfrün bir sonucudur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Nufûr, 'i'râd' (yüz çevirme) ve 'teneffur' (nefret etme) anlamlarına gelir. Ayetteki kullanımı, Kur'an'ın apaçık delillerine rağmen, muhatapların bu delillerden faydalanmak yerine, onlardan daha da tiksinerek uzaklaştıklarını ve inkârda direndiklerini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Nufûr kavramı, Kur'an'da genellikle hakikatten ve imandan yüz çevirme, Allah'ın ayetlerine karşı olumsuz bir tavır takınma anlamında kullanılır. Bu, sadece bir uzaklaşma değil, aynı zamanda bir düşmanlık ve nefret barındırır. Ayetteki 'nufûrâ' kelimesi, inkârcıların Kur'an'ın açıklamalarına karşı gösterdiği derin olumsuz tepkiyi ve direnişi sembolize eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.