Vekul li'ibâdî yekûlû-lletî hiye ahsenu inne-şşeytâne yenzeġu beynehum(c) inne-şşeytâne kâne lil-insâni ‘aduvven mubînâ(n)
Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
Mümin kullarıma söyle de (kâfirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.
İsrâ Suresi 53. ayet, müminlerin sözlü iletişimde en güzel yolu seçmelerini emrederken, şeytanın insanlar arasındaki bozgunculuk rolüne ve insanın kadim düşmanı olduğuna dikkat çekmektedir. Ayet, dilin toplumsal ilişkilerdeki önemini ve şeytanın bu ilişkileri zayıflatma çabasını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî'ye göre 'abd', boyun eğme ve alçakgönüllülükle birine hizmet etme anlamını taşır. Ayetteki 'ibâdî' ifadesi, Allah'a tam bir teslimiyetle kulluk eden, O'nun emirlerine uyan müminleri ifade eder. Bu bağlamda, Allah'ın emrine muhatap olan, O'nun rızasını gözeten kişiler kastedilmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ubûdiyyet'i, kulun Rabbine karşı tam bir acziyet ve ihtiyaç içinde olduğunu bilmesi olarak tanımlar. 'İbâdî' kelimesi, bu bilinçle hareket eden, Allah'a karşı sorumluluklarını yerine getiren ve O'nun hitabına layık görülen kulları işaret eder. Ayetteki emir, bu kulların vasıflarına uygun bir davranış beklentisidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ahsen' kelimesini 'en güzel, en doğru, en uygun' olarak açıklar. Ayetteki 'yemeyenû'l-letî hiye ahsen' ifadesi, müminlerin sözlerinde en nazik, en hikmetli ve en barışçıl üslubu benimsemeleri gerektiğini vurgular. Bu, çatışmayı önleyici ve uzlaştırıcı bir dil kullanma emridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'hüsn' kökünü, bir şeyin hem zahiren hem de batınen güzel olması olarak tanımlar. 'Ahsen' ise bu güzelliğin en üst derecesidir. Ayetteki bağlamda, sözün sadece lafız olarak değil, anlam, niyet ve sonuçları itibarıyla da en güzel, en hayırlı ve en yapıcı olması gerektiğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hüsn' kavramının Kur'an'da sadece estetik bir güzelliği değil, aynı zamanda ahlaki ve işlevsel bir iyiliği de ifade ettiğini belirtir. 'Ahsen' burada, insanlar arası ilişkilerde en olumlu etkiyi yaratacak, anlaşmazlıkları giderecek ve barışı sağlayacak sözlü iletişimi temsil eder. Bu, sadece doğruyu söylemek değil, doğruyu en uygun şekilde söylemektir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nezğ' kelimesini 'insanlar arasına fesat sokmak, kışkırtmak' olarak açıklar. Ayetteki 'yenzagu beynehum' ifadesi, şeytanın müminler arasına düşmanlık, kin ve anlaşmazlık tohumları ekleyerek onları birbirine düşürme çabasını mecazi olarak anlatır. Bu, şeytanın temel işlevlerinden biridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî'ye göre 'nezğ', bir şeyi yerinden oynatmak, bozmak anlamına gelir. Şeytanın 'nezği' ise, insanların kalplerine vesvese vererek, onları doğru yoldan saptırarak ve aralarındaki uyumu bozarak gerçekleştirdiği bir eylemdir. Ayette, şeytanın bu bozucu etkisine karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'nezğ' kelimesinin, şeytanın insanları günaha ve fesada teşvik etmesi, aralarını açması anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'yenzagu beynehum' ifadesi, şeytanın özellikle sözlü iletişim yoluyla insanlar arasında yanlış anlaşılmalar, düşmanlıklar ve kavgalar çıkarmaya çalıştığını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'adüv' kelimesini 'karşıtlık, düşmanlık besleyen' olarak tanımlar. Ayetteki 'adüvven mübînen' ifadesi, şeytanın insana karşı olan düşmanlığının gizli değil, apaçık ve net olduğunu vurgular. Bu, şeytanın insanı saptırma ve zarar verme niyetinin herkes tarafından bilinen bir gerçek olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'adâvet'i, bir şeye karşı gelmek, muhalefet etmek olarak açıklar. Şeytanın insana 'adüv' olması, onun insanı hayırdan alıkoymaya, şerre sürüklemeye ve Allah'ın yolundan saptırmaya yönelik sürekli bir çaba içinde olduğunu gösterir. Ayet, bu düşmanlığın boyutunu 'mübîn' (apaçık) kelimesiyle pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'adüv' kavramının Kur'an'da genellikle düşmanlık ve karşıtlık anlamında kullanıldığını belirtir. Şeytanın 'adüv' olarak nitelendirilmesi, onun insan için sürekli bir tehdit ve tehlike kaynağı olduğunu, insanı doğru yoldan saptırmak için her fırsatı değerlendirdiğini ifade eder. Bu düşmanlık, insanın varoluşsal bir gerçeğidir.
İsrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(53) (Ve kul li ıbadiy yekulülletiy hiye ahsen* inneş şeytane yenzeğu beynehüm* inneş şeytane kâne lil'İnsani adüvven mübiyna;)
“Mümin kullarıma söyle de (kâfirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.”