İçeriğe atla
İsrâ 77Cüz 15 · Sayfa 290

İsrâ Sûresi 77. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Sunnete men kad arselnâ kableke min rusulinâ(s) velâ tecidu lisunnetinâ tahvîlâ(n)

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(77) (Sünnete men kad erselna kableke min Rusulinâ ve la tecidü li sünnetina tahviylâ;)

“Bu, senden önce gönderdiğimiz bütün peygamber-lerimiz hakkındaki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin.”

Cenâb-ı Hakk için değişir veya değişmez diye bir kayıt koymamız mümkün değildir.

Güneşin doğup batması, ayın düzenli olarak hilâlden bedir haline ulaşması vb. bunlar Allah’ın değişmeyen bir sünneti olduğu gibi burada daha önceki peygamberlerinde yerlerinden sürüldüklerini ve hicretle ilgili olarak bunun tabii bir seyrin içerisinde oluşan bir hâdise olduğunu belirtiyor, Allah’ın en büyük yasası Kûr’ân-ı Kerîm’dir, Kûr’ân’ın en büyük taşıyıcısıda insandır, onun için hafızlara hameliyi Kûr’ân denir. Varoluşları itibarıyla bütün insanlar hameleyi Kûr’ân’dır yani Kûr’ânı taşıyanlardır, çünkü her bir insan Kûr’ânın bir harfi hükmünde, herbirerlerimizde esmâ-i İlâhiyyenin tümü mevcut olduğu için. Bizler kendimizde mevcut olan bu esmâ-i İlâhiyyeyi ne kadar faaliyete geçirebilirsek bizim özel Kûr’ân’ımızda o kadar Âyetten meydana gelmiş olacaktır.

İnsân-ı Kâmil bütün Âyetleri kendi varlığında bulundurduğundan, hem en büyük Âyet İnsân-ı Kâmil’dir hemde en geniş mânâda Kûr’ân’ın taşıyıcısıdır.

Zâlim ve câhil olan insân’a yüklenen bu hakikatlerde, bu ifadeler yerme gibi gözüküyorsa da aslı itibarıyla iltifattır. İnsân-ı Kâmil câhildir, kendi nefsinin câhilidir, beşeriyetinden sıyrılmıştır, Hakk’a ariftir, zâlimdir çünkü amaiyyet hakikatine ulaşmıştır, nefsani beşeriyetteki karanlık anlamı değildir orada anlatılmak istenen. Kelimelere sadece zâhir anlamlarıyla baktığımızdan özümüz, hakikatimiz çok zor bulunmaktadır.

Allah’ın kendi hakikatlerini Kûr’ân-ı Kerîm’de, Kûr’ân-ı Kerîm’in hakikatlerinide İnsân-ı Kâmilde zuhura getirmesinde ve bunu hiç kesilmeksizin böyle sürdürme-sinde değişiklik bulamazsın, yani bu eğitimin alınmasında değişiklik yoktur.

Senden önceki peygamberler nasıl ki kendi

mertebeleri itibarıyla nasıl bir sistemden geçti iseler sende kendi merteben itibarıyla o sistemden geçeceksin. Örneğin ilkokul okuyan öğrenci ile üniversite okuyan öğrencilerin ilimleri farklıdır fakat dersin çalışılması açısından aralarında fark yoktur. İşte Âdem (a.s.) dan başlayan ilmi İlâhiyye ile Hz. Rasûlüllah’a (s.a.v.) kadar gelen bu seyir ondan sonrakiler içinde aynıdır, bunda değişiklik bulamazsın ve bu eğitimi başka türlü alamazsın denmektedir.