İçeriğe atla
İsrâ 78Cüz 15 · Sayfa 290

İsrâ Sûresi 78. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Ekimi-ssalâte lidulûki-şşemsi ilâ ġaseki-lleyli ve kur-âne-lfecr(i)(s) inne kur-âne-lfecri kâne meşhûdâ(n)

Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(78) (Ekımıs Salate lidülukiş Şemsi ilâ ğasekılleyli ve Kûr'ânel fecr* inne Kûr'ânel fecri kâne meşhuda;)

“Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.” Namazını dosdoğru kıl; evvelâ şeriat mertebesi itibarıyla bütün rükunlarına uy, çok hızlı veya çok yavaş hareket etmeden, okuduğun kelimelerin anlamlarını bilerek namazını kıl. Tarikat mertebesinde, dosdoğru ve ayrıca muhabbetle namazını kıl, hakikat mertebesine geldiğinde kıyam nedir, rüku nedir, secde nedir ve tahiyyat nedir, işte bunların hakikatlerini yani batıni yönünü idrak ederek namazını kılmak bu mertebenin dosdoğru namaz kılınmasıdır. Marifet mertebesinde ise kılınan namaz abdiyyetin, ma’budiyetin ve ibadetin birleştiği bir namazdır ve ubudet namazı olur. Kişinin kendi hakikatini idrak etmiş olarak âlemde daha geniş mânâda olana yönelmesidir. Bizlerin bir abdiyyet yönümüz bir ezeli ve ebedi Ulûhiyyet yönümüz vardır, işte marifet mertebesinde kılınan namazın bir yönü budur, yani abdiyyetin ile Ulûhiyyetine yönelmen bu mertebenin

dosdoğru namazıdır.

Üç vakitte yani sabah, öğlen, akşam kerahat vakitleri vardır ve o vakitlerde namaz yasaklanıyor, fiziki mânâda şöyle ifade ediliyor, sabah güneşin doğuşu esnasında yani kerahat vaktinde secdeye varıldığında güneşin yaydığı radyasyonun insan beynine zararlı olduğu söyleniyor, akşam güneş batarkende aynı şekilde, öğlen de en tepede ikende aynı şekilde zarar veriyor gerçi günümüzde gölgelerde namaz kılındığından bu yönde fazla bir zarar olmuyor, diğer bir yönden yasaklanması yani dinin zâhiri yönünden yasaklanması güneşe tapanların tam o vakitlerde güneşe secde etmeleridir ve onlara uymamak için de bu yasaklama yapılmıştır.

Batıni olarak esas sebebine geldiğimizde; gece bitip gündüz başlarken ve güneş henüz doğmamış iken, fecri kazib yani yalancı fecrde güneş doğmadan ışıkları vurur ve güneş doğmuş zannedilir, daha sonra fecri sadık yani güneşin gerçek olarak doğmasından iki mızrak boyu yükselmesine kadar namaz kılınmıyor. Gece bilindiği gibi fenâfillâh, gündüz ise bakâbillâhtır. Fenâfillâhı güneşin doğma vaktine kadar tam olarak hakkıyla yaşayan kimse güneş doğarken ne fenâfillâh’ta ne bakâbillâh’ta olur dolayısıyla kimlik yokluğundadır, orada namaz kılınması yasaktır, bakâbillâh’a tam geçiş yapıp yerini sağlamlaştırdıktan sonra bakâbillâh olarak namaz kılabilir ve orada kâim olarak bakâbillâh’ın doğruluğunda namazını kılar, sabah namazınıda bulunduğu mertebeden fenâfillâhın kıyamı yani doğruluğu içerinde gece kılar. Kerahat vaktinde istesede namaz kılamaz, bu kimlikleri aşmış olan kimsede edebe uyarak kılmaz. İnsân-ı Kâmil’in sûreti şeriatı Muhammedi üzeredir ve zâhiren de ne emredilmiş ise onu uygular dış görünüş olarak, şunuda belirtmek lâzımdır, bakâbillâh’a geçmiş olan her an bakâbillâh’ta olduğundan her an namaz kılabilir çünkü hüküm gece gündüz oluşumu olmadığından hüküm bakâbillâh hükmüdür ve o mertebenin namazını kılar.

Dikkat edersek diğerlerine Kûr’ân-ı ilâve etmedi fecr

namazına Kûr’ân-ı ilâve etti, çünkü Kûr’ân zattır ve o fecrde zâtın doğuşu vardır, fenâfillâhtan bakâbillâh’a çıkış vardır. Günün görevli melekleri ile gecenin görevli melekleri bu saatte nöbet değiştiriyorlar, işte bu nedenle iki kat şahit oluyor. Kur’ân okunması gecenin o sakinliğinde büyük bir huşu ile olur, sabahın oluşuyla başlayan kuş sesleride bakâbillâh’a geçmenin neşesidir, İlâhiyyat güneşinin artık çıkmaya başlayacağının müjdesini verirler, işte meleklerde böyle şahit olurlar.

Akşam namazında da bakâbillâh’tan fenâfillâh’a geçiş oluyor çünkü insan beşeriyeti olması yönüyle devamlı bakâbillâh’ta kalamaz, işte İsra gecesinin bir hakikati budur, İseviyyet mertebesine yani fenâfillâh’a yani Kudsü Şerife hicret etmektir.

Bakâbillâh akşam namazı vaktine kadar tam kemâlât halinde iken akşam namazı vakti gelince yani tam varlık ve yokluk halinde, o noktada ne gece ne gündüz hükmü vardır, işte o zaman ne niyetle namaz kılınacak ki,? burası iki mertebenin arasıdır ve burada yapılacak fiil mekruh olur.

Melekût âleminden gelen şâhitler ile kişinin namazı tespit edilmiştir, zâhir ve bâtın şehâdettedir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)