Śumme be'aśnâhum lina'leme eyyu-lhizbeyni ahsâ limâ lebiśû emedâ(n)
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Sonra da iki gruptan hangisinin, onların mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını anlamak için, onları tekrar uyandırdık.
Kehf Suresi 12. ayet, Ashab-ı Kehf'in uykusundan uyandırılmasını ve bu olayın hikmetini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, Allah'ın ilmini ve kudretini, zamanın ölçülmesini ve hesaplamayı vurgulayan anahtar kavramlar üzerinden ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ba's' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi yerinden kaldırmak, harekete geçirmek' olduğunu belirtir. Ayetteki 'بعثناهم' ifadesi, Ashab-ı Kehf'in uzun bir uykudan sonra tekrar diriltilmesi, yani harekete geçirilmesi ve uyandırılması anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın kudretinin bir göstergesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ba's' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bu ayetteki 'بعثناهم' ifadesinin 'uyandırdık' veya 'kaldırdık' anlamında olduğunu açıklar. Mecazi olarak, uzun bir süre sonra tekrar faaliyete geçirme anlamını taşır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ba's' kavramının Kur'an'da genellikle 'diriltme' ve 'gönderme' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın müdahalesiyle bir durumu sona erdirip yeni bir durumu başlatma, yani Ashab-ı Kehf'i uykularından uyandırarak yeni bir döneme geçirme anlamını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilim' kelimesinin 'bir şeyin hakikatini idrak etmek' olduğunu belirtir. 'Lina'leme' ifadesi, Allah'ın zaten her şeyi bildiği halde, bu olayı insanların gözünde bir delil olarak ortaya koymak, yani 'açığa çıkarmak' ve 'göstermek' anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın ilminin tecellisidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ilim' kelimesinin geniş anlam yelpazesine dikkat çeker. Ayetteki 'lina'leme' ifadesi, Allah'ın ilminin bir sonucu olarak, insanların bu olayın hikmetini ve Ashab-ı Kehf'in ne kadar kaldığını bilmelerini sağlamak için bir vesile kılma anlamındadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ilim' kavramının Kur'an'da hem Allah'ın mutlak ilmini hem de insanların bilgi edinmesini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'lina'leme' ifadesi, Allah'ın eylemlerinin bir hikmeti olduğunu ve bu hikmetin, insanların belirli bir gerçeği idrak etmelerini sağlamak olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hizb' kelimesinin 'topluluk, cemaat' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'el-hizbeyn' ifadesi, Ashab-ı Kehf'in uyanışından sonra, onların mağarada kalış süreleri hakkında farklı görüşlere sahip olan iki ayrı grubu işaret eder. Bu, bir ihtilafın veya farklı bakış açılarının varlığını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'hizb' kelimesinin 'bir iş üzerinde birleşen topluluk' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'el-hizbeyn', Ashab-ı Kehf'in kalış süresi konusunda farklı iddialarda bulunan iki tarafı temsil eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hizb' kelimesinin 'bir görüş veya amaç etrafında toplanan grup' olduğunu açıklar. Ayetteki 'el-hizbeyn' ifadesi, mağarada kalış süresi hakkında farklı tahminlerde bulunan iki ayrı zümreyi belirtir ve bu durum, zamanın algılanışındaki farklılıkları ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ihsâ' kelimesinin 'saymak, hesaplamak, bir şeyi tam olarak bilmek ve kuşatmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ahsâ' ifadesi, iki gruptan hangisinin mağarada kalınan süreyi en doğru şekilde tespit ettiğini, yani en iyi hesapladığını veya en iyi bildiğini sormaktadır. Bu, bilginin kesinliğini ve doğruluğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ihsâ' kelimesinin 'bir şeyi tam olarak kavramak ve saymak' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'ahsâ', Ashab-ı Kehf'in kalış süresi hakkında en doğru ve kesin bilgiye sahip olan tarafı belirtmek için kullanılmıştır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ihsâ' kavramının Kur'an'da genellikle 'sayma, hesaplama, kuşatma ve tam olarak bilme' anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'ahsâ', zamanın doğru bir şekilde ölçülmesi ve bu konuda en isabetli tahmini yapan tarafın belirlenmesi anlamını taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'emed' kelimesinin 'bir şeyin sonu, nihayeti, belirli bir zaman dilimi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'emeden' ifadesi, Ashab-ı Kehf'in mağarada geçirdiği sürenin bir sonu olduğunu ve bu sürenin ne kadar olduğunun tartışma konusu yapıldığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'emed' kelimesinin 'bir şeyin ulaşılacak son noktası, belirli bir zaman sınırı' olduğunu açıklar. Bu ayetteki 'emeden', Ashab-ı Kehf'in uykuda kaldığı sürenin bir sınırı olduğunu ve bu sürenin ne kadar olduğunun hesaplanmaya çalışıldığını ifade eder.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'emed' kelimesinin 'bir şeyin nihayeti, sonu ve belirli bir zaman dilimi' olduğunu belirtir. Ayetteki 'emeden' ifadesi, Ashab-ı Kehf'in mağarada geçirdiği sürenin bir bitiş noktası olduğunu ve bu sürenin uzunluğunu vurgular.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
İki zümreden biri Ashab-ı Kehf topluluğu diğeri de onlara zarar vermeye çalışan imansızlar.
نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِالْحَقِّإِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى
13-) Nahnu nekussu aleyke nebeehüm bil Hakk innehüm fityetün amenu Bi Rabbihim ve zidnahüm hüda;
* Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.