İnnâ ce'alnâ mâ ‘alâ-l-ardi zîneten lehâ linebluvehum eyyuhum ahsenu ‘amelâ(n)
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim.
Kehf Suresi'nin 7. ayeti, Allah'ın yeryüzündeki her şeyi bir süs olarak yarattığını ve bunun amacının insanların amellerini sınamak olduğunu ifade eder. Ayet, dünya hayatının geçici cazibesi ile ahiret için yapılan salih ameller arasındaki ilişkiyi dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ceale' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek veya bir şeyi bir nitelikle vasıflandırmak anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'cealnâ' ifadesi, Allah'ın yeryüzündeki şeyleri süs kılma eylemini, yani onların mahiyetini bu yönde belirlemesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ceale' fiilinin Kur'an'da 'halka' (yaratmak) anlamında da kullanılabileceğini ifade eder. Bu ayette ise, yeryüzündeki varlıkların süs olarak 'kılınması', onların bu nitelikle yaratıldığını ve bu amaca hizmet ettiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zînet' kelimesini, bir şeyi güzel gösteren, ona çekicilik katan her şey olarak tanımlar. Ayetteki 'zîneten lehâ' ifadesi, yeryüzündeki varlıkların yeryüzü için bir süs, bir cazibe unsuru olduğunu, ancak bunun bir imtihan aracı olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zînet' kavramının Kur'an'da genellikle dünya hayatının geçici ve aldatıcı cazibesini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette de 'zînet', insanların imtihan edildiği, göz kamaştırıcı ama nihayetinde fani olan dünya nimetlerini temsil eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'zînet' kelimesinin hem maddi hem de manevi güzellikleri kapsadığını, ancak bu ayetteki bağlamda daha çok maddi ve dünyevi cazibeyi ifade ettiğini vurgular. Bu süs, insanları kendisine çeken ve onları imtihan eden bir araçtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'belâ' fiilinin 'imtihan etmek, denemek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'linablûvehüm' ifadesi, Allah'ın yeryüzündeki süsleri yaratmasının temel amacının, insanların bu süslere karşı tutumlarını ve amellerini sınamak olduğunu açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'belâ' kelimesinin hem hayırla hem de şerle imtihan etme anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, yeryüzündeki süslerin insanları 'daha güzel amel' konusunda sınamak için bir araç olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'belâ' kökünün Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarını çeşitli durumlarla karşı karşıya bırakarak onların sabır, şükür ve itaat gibi özelliklerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bir imtihan sürecini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'linablûvehüm', bu ilahi imtihanın amacını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hasen' kelimesinin hem maddi hem de manevi güzelliği ifade ettiğini, 'ahsen'in ise bunun en üst derecesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'ahsenü amelen', sadece çok amel yapmak değil, aynı zamanda amelin ihlaslı, doğru ve Allah katında makbul olan en güzel şekilde yapılmasını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'hüsn' kavramının, bir şeyin kendi zatında veya başkasına nispetle güzel olması durumunu ifade ettiğini açıklar. 'Ahsen' ise, bu güzelliğin en üstün derecesidir. Ayetteki 'ahsenü amelen', amellerin niceliğinden ziyade niteliğine, yani ihlas ve sünnete uygunluğuna vurgu yapar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'amel' kelimesini, irade ve bilinçle yapılan her türlü iş olarak tanımlar. Ayetteki 'amelen' ifadesi, insanların dünya hayatındaki tüm fiillerini, ibadetlerini, muamelelerini ve niyetlerini kapsar ve bunların Allah katındaki değerini belirleyen bir ölçüt olarak sunulur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'amel' kavramının Kur'an'da sadece dışsal fiilleri değil, aynı zamanda niyetleri ve içsel tutumları da içeren geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayette 'ahsenü amelen' ifadesi, amelin sadece şeklen değil, aynı zamanda özü ve niyeti itibarıyla da en güzel olmasını gerektirdiğini vurgular.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Dileyen ziynetlenmiş, süslenmiş şeylere kapılır kalır ve inkâr eder, dileyen nefis mücadelesi yapar bunları aşar ve Rabbine ulaşır.
وَإِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيداً جُرُزاً
8-) Ve inna le caılune ma aleyha saıyden cüruza;