Veyes-elûneke ‘an żî-lkarneyn(i)(s) kul seetlû ‘aleykum minhu żikrâ(n)
(Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."
Bir de sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
Kehf Suresi'nin 83. ayeti, Zülkarneyn kıssasının başlangıcını işaret eder. Ayet, Hz. Peygamber'e yöneltilen bir soruya cevaben, Zülkarneyn hakkında bir 'zikr'in okunacağını bildirmektedir. Bu ayetteki anahtar kavramlar, sorunun yöneltilmesi, Zülkarneyn'in kimliği ve anlatılacak olan 'zikr'in mahiyeti üzerine odaklanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'سأل' (se'ele) kelimesinin bir şeyin bilgisini veya varlığını talep etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'يَسْـَٔلُونَكَ' ifadesi, müşriklerin veya Yahudilerin Zülkarneyn hakkında bilgi edinme arayışını, yani Hz. Peygamber'den bu konuda açıklama talep etmelerini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'سأل' fiilinin Kur'an'da bazen 'haber almak' veya 'bilgi istemek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, Zülkarneyn'in kimliği ve hikayesi hakkında bir merak ve bilgi edinme isteğini yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ذو القرنين' (Zülkarneyn) isminin 'iki boynuz sahibi' veya 'iki tarafın sahibi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Kur'an'da adı geçen ve hakkında soru sorulan gizemli bir şahsiyeti ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'قرن' (karn) kelimesinin hem 'boynuz' hem de 'nesil, çağ' anlamlarına gelebileceğini açıklar. 'Zülkarneyn' terkibi, bu kişinin iki boynuzu olmasından veya dünyanın doğusuna ve batısına ulaşmasından ya da iki büyük çağa şahit olmasından dolayı bu isimle anıldığına işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki özel isimlerin genellikle belirli bir sembolik veya ahlaki anlam taşıdığını belirtir. Zülkarneyn, Kur'an'da ilahi kudretin ve adaletin bir temsilcisi olarak sunulan, geniş topraklara hükmeden ve hikmet sahibi bir lider figürüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'تلا' (telâ) fiilinin 'bir şeyi takip etmek, ardı sıra okumak' anlamına geldiğini belirtir. Kur'an bağlamında ise genellikle 'ayet okumak, kıssa anlatmak' anlamında kullanılır. Ayetteki 'سَأَتْلُوا۟' ifadesi, Hz. Peygamber'in Zülkarneyn'in hikayesini, Allah'tan aldığı vahiyle insanlara aktaracağını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'تلا' fiilinin 'okumak, anlatmak, takip etmek' gibi anlamlara geldiğini ve Kur'an'da genellikle bir metni veya haberi aktarma bağlamında kullanıldığını ifade eder. Burada, Zülkarneyn'in kıssasının bir anlatım şeklinde sunulacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'ذكر' (zikr) kelimesinin 'hatırlama, anma, söz etme, şeref, öğüt' gibi geniş anlamlara sahip olduğunu belirtir. Ayetteki 'ذِكْرًا' ifadesi, Zülkarneyn'in hayatından alınacak dersleri, onunla ilgili önemli bilgileri içeren bir anlatım veya kıssa olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ذكر' kelimesinin Kur'an'da 'haber, kıssa, öğüt' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ذِكْرًا' ifadesi, Zülkarneyn'in hikayesinin sadece bir anlatım değil, aynı zamanda ibret alınacak yönleri olan bir haber olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zikr' kavramının Kur'an'da hem 'hatırlama' hem de 'anlatma, bahsetme' anlamlarında kullanıldığını vurgular. Zülkarneyn kıssası bağlamında, bu kelime, geçmiş bir olayın veya şahsiyetin, ders çıkarılması amacıyla yeniden gündeme getirilmesini ifade eder.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
* (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.” Sana Zülkarneyn hakkında sual soruyorlar, onlara De ki “Yakında ondan size haber vereceğim” Zülkarkeyn kelime anlamı olarak tefsirlerde genel olarak iki karine sahibi olarak tanımlanmaktadır, bizler bunu kendi varlığımızda nefs ve Rûh, zâhir ve bâtın olarak yorumlaya-biliriz. “Zülkarneyn” Ebced hesabıyla sayı değeri (1147)’dir, yani (1+1+4+7=13) olur ve Zülkarkeyn’de Hakikat-i Muhammediye bağlıdır.
Siyerde İbnü Abbas'tan nakledildiğine göre Kureyş Nadr b. Hâris ile Ukbe b. Ebî Muayt'ı Medine'deki yahudi hahamlarına gönderip: "Onlar, kitap ehlindendirler, siz de bulunmayan bilgiler onlarda bulunur. Muhammed'e sorun bakalım" demişler. Bunun üzerine ikisi birlikte Mekke'den çıkıp Medine'ye varmışlar ve sormuşlar.
Yahudiler: "Ona mağara halkından, Zülkarneyn'den ve Rûhtan sorunuz. Eğer hepsine cevap verir veya susarsa peygamber değildir. Ve eğer bir kısmına cevap verip bir kısmından susarsa peygamberdir" demişler. Çünkü Rûh,
Tevrat'ta kapalı olarak ifade edilmiş. Onlar, gelmişler sormuşlar. Bunun üzerine iki kıssa, yani Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn kıssaları açıklanıp Rûh kapalı bırakılmış olmakla sorduklarına pişman olmuşlardır
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَباً
84-) İnna mekkenna lehu fiyl Ardı ve ateynahu min külli şey'in sebeba;
* Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.