İnnâ mekkennâ lehu fî-l-ardi veâteynâhu min kulli şey-in sebebâ(n)
Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Zülkarkeyn’ne sebepler veriliyor, Mûsâ (a.s.) a tenzih mertebesinden Tevrat-ı Şerif verildi, Hızır (a.s.) a Rahmet ve İlmi Ledün verildi, Cenâb-ı Hakk nereye ne verdiyse hepsini açık olarak belirtiyor ve bizim de bunları bilip o yönleriyle değerlendirmemiz gerekmektedir, yoksa sadece namaz kılıp gerisini bırakalım değil, o kıldığımız namazı daha iyi değerlendirebilmek için bu mertebeleri bilmemiz bize çok şey kazandıracaktır. Burada şöyle de bir incelik vardır onu da iyi bilelim, Zülkarkeyn sebebin ne olduğunu bilmiyordu, biz Muhammed mertebesinden olaya baktığı-mız için Cenâb-ı Hakk bunları bize bildiriyor eğer Zülkarneyn’ni bir başka peygambere anlatsaydı böyle anlatmazdı, o peygamberin mertebesine göre anlatırdı, işte bu da bizim için Kûr’ân-ı Kerîm’i anlamada büyük bir ölçüdür, her peygamber yaşadığı devirdeki kadarını anlatmaktadır. Örneğin Mûseviyyet mertebesinde Hızır ayrı Mûsâ ayrıdır, Hakikat-i Muhammediyye ise ikisini kendi bünyesinde birleştirdi, Hakikat-i Muhammedi hem tenzihi hem teşbihi tevhid etme olduğundan bünyesinde hem Hızır’lığı yaşadı hem Mûsâ’lığı cem etti, yaşadı.
فَأَتْبَعَ سَبَباً
85-) Feetbea sebeba;
* O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.