Veteraknâ ba'dahum yevme-iżin yemûcu fî ba'd(in)(s) venufiḣa fî-ssûri fecema'nâhum cem'â(n)
O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.
Kehf Suresi'nin 99. ayeti, kıyamet günündeki kaos ve yeniden dirilişin tasvirini sunar. Ayet, insanların o günkü şaşkınlığını ve ardından Sûr'a üflenerek toplanışlarını dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mevc' kelimesini suyun dalgalanması olarak tanımlar ve ayetteki 'yemûcu' fiilinin, insanların o günkü şaşkınlık ve düzensizlik içinde birbirine karışmasını, tıpkı dalgaların birbirine girmesi gibi bir durumu mecazi olarak ifade ettiğini belirtir. Bu, kıyamet gününün dehşetini ve insanların kontrolsüz halini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yemûcu' ifadesini 'birbirine girerler, karışırlar' şeklinde açıklar. Ayetteki kullanımıyla, insanların o günkü şaşkınlık ve korku içinde birbiriyle kaynaşmasını, adeta bir dalga gibi birbirini itip kakmasını mecazi bir anlatımla dile getirdiğini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mevc' kökünün hareket ve çalkantı anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yemûcu' fiili, kıyamet gününde insanların şaşkınlık ve düzensizlik içinde birbirine karışmasını, tıpkı denizin dalgalarının birbirine girmesi gibi bir durumu tasvir ettiğini, bu durumun o günkü kaos ve dehşeti yansıttığını açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nefh' kelimesini bir şeye hava üflemek olarak tanımlar. Ayetteki 'nüfiha' fiili, Sûr'a üflenme eylemini ifade eder ve bu üflemenin, kıyametin kopuşu ve ölülerin dirilişi için bir başlangıç olduğunu belirtir. Bu, ilahi bir emrin yerine getirilişini ve büyük bir olayın başlangıcını simgeler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nüfiha fi's-Sûr' ifadesini, kıyamet günü İsrafil'in Sûr'a üflemesi olarak açıklar. Bu üfleme ile tüm canlıların öleceği ve ikinci üfleme ile dirileceği inancını vurgular. Ayetteki kullanımı, diriliş öncesi veya diriliş anındaki ilahi müdahaleyi işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'nefh' kelimesinin genel olarak bir şeye hava üflemek olduğunu belirtir. Kur'an'daki 'nüfiha fi's-Sûr' ifadesi ise, kıyamet gününde gerçekleşecek olan ve tüm canlıların dirilişini sağlayacak olan ilahi bir eylemi ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Sûr' kelimesini, kıyamet günü üflenecek olan ve dirilişi başlatacak olan özel bir boru olarak tanımlar. Ayetteki 'fi's-Sûr' ifadesi, bu ilahi enstrümanın önemini ve kıyamet olaylarındaki merkezi rolünü vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Sûr' kelimesini 'boynuz' veya 'boru' olarak açıklar ve bunun kıyamet günü üflenecek olan bir alet olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, dirilişin başlangıcını işaret eden sembolik bir araç olarak anlaşılmalıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Sûr' kavramının Kur'an'da kıyamet ve yeniden dirilişle doğrudan ilişkili olduğunu belirtir. Sûr'a üflenmesi, kozmik düzenin bozulması ve yeni bir düzenin başlaması anlamına gelir. Ayetteki 'fi's-Sûr' ifadesi, bu büyük kozmik olayın tetikleyicisini temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'cem'' kelimesini dağınık şeyleri bir araya getirmek olarak tanımlar. Ayetteki 'cem'an' ile birlikte 'fecema'nâhum' ifadesi, kıyamet günü tüm insanların, dağınık hallerinden sonra, hesap vermek üzere bir araya toplanmasını ifade eder. Bu, Allah'ın kudretinin ve her şeyi kuşatan bilgisinin bir göstergesidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): es-Sicistânî, 'cem'' kökünün bir araya getirme, toplama anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fecema'nâhum' ifadesi, kıyamet günü insanların diriltilerek mahşer yerinde toplanmasını, hiçbir kimsenin bu toplamadan müstesna kalmayacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'cem'' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir araya getirme, toplama ve birleştirme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'fecema'nâhum' ifadesi, kıyamet gününde tüm insanların, geçmiş ve gelecek nesillerin bir araya getirilmesini, ilahi adaletin tecellisi için bir ön hazırlık olduğunu gösterir.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
* O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَافِرِينَ عَرْضاً
100-) Ve aradna cehenneme yevmeizin lil kafiriyne arda;
* O gün cehennemi kâfirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!