Ve'aradnâ cehenneme yevme-iżin lilkâfirîne ‘ardâ(n)
(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki!
Kehf Suresi 100. ayet, kıyamet gününde kafirlere cehennemin sunuluşunu tasvir etmektedir. Ayet, 'arz' kökünden türeyen kelimelerle cehennemin gözler önüne serilişinin şiddetini ve kaçınılmazlığını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'arz' kelimesinin bir şeyi ortaya koymak, göstermek, sunmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'aradnâ' fiili, Allah'ın cehennemi kafirlere açıkça, gözlerinin önüne sereceğini, gizli kalmayacağını ifade eder. Bu, cehennemin sadece varlığının bildirilmesi değil, bizzat gösterilmesi ve karşılarına çıkarılmasıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'arz'ın bir şeyi geniş bir şekilde yaymak ve görünür kılmak olduğunu açıklar. 'Aradnâ' fiili, cehennemin o gün kafirlere öyle bir şekilde sunulacağını ki, onun tüm dehşeti ve genişliğiyle gözler önüne serileceğini, ondan kaçışın mümkün olmayacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'arz' fiilinin Kur'an'da genellikle bir şeyin bir başkasına sunulması, gösterilmesi veya arz edilmesi anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, cehennemin kafirlere bir 'sunum' gibi, tüm çıplaklığıyla ve dehşetiyle gösterileceğini, onların bu manzaradan kaçamayacaklarını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Cehennem' kelimesinin Arapça'da derin çukur anlamına gelen 'cehennem'den türediğini veya yabancı bir kelime olduğunu belirtir. Kur'an'da ise kafirlerin cezalandırılacağı, azap yeri olarak kullanılır. Ayetteki 'Cehennem' kelimesi, o gün kafirlere gösterilecek olan azap yurdunun adıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Cehennem'in ahiretteki azap yurdunun özel ismi olduğunu ve derinliği, karanlığı ile nitelendirildiğini ifade eder. Ayette, kafirlere 'arz' edilecek olan bu azap yurdunun dehşetini ve gerçekliğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Cehennem'in Kur'an'da 'Cennet'in zıttı olarak, Allah'ın gazabının ve cezalandırmasının somutlaşmış hali olduğunu belirtir. Bu ayette, kafirlerin karşılaşacakları nihai akıbetin ve azabın sembolü olarak sunulur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yevm' kelimesinin bilinen gün anlamına geldiğini, 'yevmeizin' ifadesinin ise 'o gün' yani bahsedilen belirli bir zaman dilimini, bu bağlamda kıyamet gününü işaret ettiğini belirtir. Ayette, cehennemin kafirlere sunulacağı zamanın kesinliğini ve belirli bir gün olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yevmeizin' ifadesinin 'o zaman' veya 'o gün' anlamına geldiğini ve genellikle geçmişte veya gelecekteki belirli bir olayı işaret etmek için kullanıldığını açıklar. Bu ayette, cehennemin kafirlere gösterileceği kıyamet gününe atıfta bulunur, bu olayın zamanını netleştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'küfr' kökünün örtmek, gizlemek anlamına geldiğini ve 'kafir'in de hakkı örten, inkar eden kimse olduğunu belirtir. Ayetteki 'lil-kafirîne' ifadesi, cehennemin gösterileceği kişilerin kimler olduğunu açıkça belirtir: Allah'ın ayetlerini ve hakikati inkar edenler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'küfr'ün nimeti örtmek, inkar etmek olduğunu ve 'kafir'in de Allah'ın birliğini ve peygamberlerini inkar eden kişi olduğunu açıklar. Ayette, cehennemin sunulacağı muhatap kitlenin, yani inkar edenlerin kimliği vurgulanır, bu da onların bu azabı hak ettiklerini ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'küfr' kavramının Kur'an'da sadece inançsızlık değil, aynı zamanda Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ve O'nun mesajını reddetme anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'kafirler', Allah'ın öğütlerine karşı gözleri kapalı olan ve onları dinlemeye tahammül edemeyen kişiler olarak tanımlanır, bu da onların cehennemi hak etme nedenlerini açıklar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'arzan' kelimesinin 'arz' fiilinin masdarı olduğunu ve fiilin anlamını pekiştirdiğini belirtir. Bu, cehennemin kafirlere öyle bir şekilde sunulacağını, öyle bir gösterişle karşılarına çıkarılacağını ifade eder ki, bu sunuşun şiddeti ve büyüklüğü vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'arz' masdarının bir şeyin geniş bir şekilde ortaya konulması, sergilenmesi anlamını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'arzan' kelimesi, cehennemin kafirlere sadece gösterilmekle kalmayıp, tüm dehşeti ve genişliğiyle, kaçınılmaz bir şekilde gözler önüne serileceğini, bu sunuşun niteliğini pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, masdarın fiilin anlamını pekiştirmek için kullanıldığını ve 'arzan' kelimesinin 'aradnâ' fiilinin anlamını güçlendirdiğini belirtir. Bu, cehennemin kafirlere sunuluşunun sıradan bir gösterimden öte, tüm şiddeti ve açıklığıyla gerçekleşeceğini, bu olayın önemini ve etkisini vurgular.
Kehf-Mağara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Hakikat bilgisini inkâr edenlerin gözlerinin önüne o süreçte Cehennemi, öyle apaçık sermişizdir ki!
الَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِي غِطَاء عَن ذِكْرِي وَكَانُوا لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعاً
101-) Elleziyne kânet a'yünühüm fiy ğıtain an zikriy ve kânu la yestetıy'une sem'a;