Feḣarace ‘alâ kavmihi mine-lmihrâbi feevhâ ileyhim en sebbihû bukraten ve'aşiyyâ(n)
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.
Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret etti.
Meryem Suresi 11. ayet, Zekeriya peygamberin mabedden çıkarak kavmine sabah ve akşam tesbih etmelerini işaret etmesini anlatır. Ayet, 'mihrab'ın özel anlamını, 'evha' fiilinin işaret etme boyutunu ve 'tesbih'in zaman dilimleriyle olan ilişkisini dilbilimsel olarak derinlemesine inceler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, mihrabı, mescitlerin en şerefli yeri olarak tanımlar ve savaşçıların düşmanla savaştığı yer gibi, ibadet edenin de şeytanla savaştığı yer olarak mecazi bir anlam yükler. Ayetteki kullanımı, Zekeriya'nın inzivaya çekildiği, özel ibadet mekanını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, mihrabın mescitlerdeki imamın durduğu yer olduğunu ve aynı zamanda sarayların en şerefli mekanı anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'minel-mihrab' ifadesi, Zekeriya'nın bu özel ve kutsal alandan çıktığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, mihrabın mescitlerin en önde gelen ve en şerefli kısmı olduğunu, aynı zamanda hükümdarların oturduğu yer anlamına da geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, Zekeriya'nın ibadet için ayrılmış, saygın bir yerden çıktığı anlaşılır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vahy' kelimesinin hızlı ve gizli bir şekilde bildirmek anlamına geldiğini, bazen işaretle, bazen yazıyla, bazen de ilhamla olabileceğini belirtir. Ayetteki 'evha ileyhim' ifadesi, Zekeriya'nın konuşamadığı bir durumda, işaretlerle veya ima yoluyla bir mesaj ilettiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'vahy'in Kur'an'da genellikle Allah'tan peygamberlere gelen ilahi mesajı ifade ettiğini, ancak bazen daha geniş anlamda 'işaret etmek' veya 'ilham vermek' anlamında da kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, ilahi bir vahiyden ziyade, Zekeriya'nın kendi kavmine yaptığı bir işareti veya ima yoluyla bir tebliği ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'vahy'in temel anlamının 'gizli ve hızlı bir şekilde bildirmek' olduğunu, bu bildirimin sözlü, yazılı veya işaretle olabileceğini açıklar. Ayetteki 'evha' fiili, Zekeriya'nın konuşma yeteneği kısıtlı olduğu için, kavmine tesbih etmeleri yönündeki emri işaretlerle veya ima yoluyla ilettiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tesbih'in aslen suda hızlıca yüzmek anlamına geldiğini, mecazi olarak ise Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih etmek ve O'nu yüceltmek anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sebbiḥū' emri, kavmin Allah'ı zikretmesini ve O'nu ululamasını ister.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tesbih'in Allah'ı yüceltmek, O'nu noksan sıfatlardan arındırmak ve O'na hamd etmek olduğunu ifade eder. Ayetteki emir, Zekeriya'nın kavminden Allah'ı sürekli anmalarını ve O'na şükretmelerini istediğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tesbih' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak aşkınlığını ve yüceliğini ifade etmek için kullanıldığını, O'nu her türlü eksiklikten arındırmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'sebbiḥū' emri, bu yüceltme ve tenzih ibadetinin belirli zamanlarda yapılmasını teşvik eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'bükra' kelimesinin sabahın erken vakti, günün başlangıcı anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bükraten ve aşiyyen' ifadesi, tesbih ibadetinin günün iki önemli zaman diliminde, yani sabah ve akşam yapılmasını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'bükra'nın sabahın ilk vakti olduğunu ve 'aşiyye' ile birlikte kullanıldığında günün tamamını kapsayan bir sürekliliği ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, tesbihin sabahın erken saatlerinde yapılmasının önemi vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'aşiyye' kelimesinin günün son vakti, güneşin batışına yakın zaman dilimi anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'bükraten ve aşiyyen' ifadesi, tesbihin sadece sabah değil, akşam da devamlı olarak yapılmasının gerekliliğini belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'aşiyye'nin günün son kısmı olduğunu ve 'bükra' ile birlikte kullanıldığında, ibadetin günün başından sonuna kadar kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerektiğini ima ettiğini belirtir. Bu ayette, akşam vakti tesbihin önemine dikkat çekilir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(11) (Fe harece alâ kavmihî minel mihrâbi fe evhâ ileyhim en sebbihû bukreten ve aşîyyen.)
“Bundan sonra mihrâbtan kavmine (kavminin karşısına) çıktı. Böylece onlara, (Allah'ı) sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti.”