İnnâ nahnu neriśu-l-arda vemen ‘aleyhâ ve-ileynâ yurce'ûn(e)
Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir.
Bu ayet, Allah'ın mutlak egemenliğini ve her şeyin nihayetinde O'na döneceğini vurgulamaktadır. 'Vâris olmak' ve 'dönmek' kavramları, ilahi kudretin ve ahiret inancının temelini oluşturur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Veraset (miras), bir kimsenin vefatından sonra malının veya hakkının başkasına geçmesidir. Allah için kullanıldığında ise, mülkiyetin ve hükümranlığın nihai olarak O'na ait olduğunu, her şeyin O'na döneceğini ifade eder. Ayetteki 'nerisü' fiili, yeryüzünün ve üzerindekilerin mülkiyetinin Allah'a ait olduğunu, insanların ise geçici birer emanetçi olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'nerisü' ifadesi, 'sahip olacağız' ve 'onların mülkü bize kalacak' anlamındadır. İnsanların ölüp gitmesiyle birlikte, sahip oldukları her şeyin Allah'a döneceği mecazi bir anlatımla ifade edilmiştir. Bu, Allah'ın her şeyin nihai sahibi olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'veraset' kavramı, sadece maddi mirasın ötesinde, ilahi egemenliğin ve hükümranlığın bir ifadesidir. Allah'ın 'varis olması', O'nun yaratılmışlar üzerindeki mutlak otoritesini ve her şeyin son durağının O olduğunu belirtir. Bu ayette, yeryüzünün ve üzerindekilerin nihai sahibinin Allah olduğu vurgulanır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Arz (yeryüzü), üzerinde canlıların yaşadığı, bitkilerin bittiği, dağların ve denizlerin bulunduğu mekandır. Ayetteki 'el-ard' kelimesi, tüm yeryüzünü ve onun üzerindeki her şeyi kapsayan geniş bir anlam taşır. Allah'ın ona varis olması, tüm bu geniş alanın ve içindekilerin O'nun mülkü olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Arz, göğün zıddı olarak kullanılan, üzerinde yaşadığımız küredir. Kur'an'da bazen belirli bir bölgeyi, bazen de tüm yeryüzünü ifade eder. Bu ayetteki kullanımı, 've men aleyhâ' (ve üzerinde bulunanlar) ifadesiyle birlikte, yeryüzünün tamamını ve üzerindeki tüm varlıkları kapsayan genel bir anlam taşır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Arz kelimesi, Kur'an'da hem fiziksel yeryüzünü hem de mecazi olarak bir bölgeyi veya ülkeyi ifade edebilir. Bu ayetteki bağlamda, 'nerisü' fiiliyle birlikte kullanılması, Allah'ın tüm yeryüzünün ve üzerindeki canlı-cansız her şeyin mutlak sahibi ve yöneticisi olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rücu' (dönmek), bir şeyin geldiği yere geri dönmesidir. Kur'an'da bu kelime, genellikle ahirette insanların Allah'a dönmesini, yani diriltilip hesap vermek üzere O'nun huzuruna çıkarılmasını ifade eder. Ayetteki 'yurce'ûn' fiili, tüm insanların ölümden sonra Allah'a döneceklerini ve O'nun hükmüne tabi olacaklarını açıkça belirtir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Rücu', geri dönmek demektir. Bu ayetteki kullanımı, insanların öldükten sonra tekrar diriltilerek Allah'ın huzuruna getirileceklerini, yani O'na geri döneceklerini ifade eder. Bu, ahiret inancının ve hesap gününün bir teyididir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'rücu'' kavramı, insanın nihai kaderini ve Allah'a olan bağımlılığını vurgular. İnsanların 'dönmesi', sadece fiziksel bir geri dönüş değil, aynı zamanda varoluşsal bir geri dönüşü, yani yaratıcısına hesap vermek üzere geri çağrılmayı ifade eder. Bu ayet, Allah'ın mutlak egemenliğinin bir sonucu olarak, tüm varlıkların O'na döneceğini bildirir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(40) (İnnâ nahnu nerisul arda ve men aleyhâ ve ileynâ yurceûn.)
“Muhakkak ki Biz, yeryüzüne ve onun üzerinde olan kimselere Biz, vâris olacağız. Ve onlar, Biz'e döndürülecekler.”