Veenżirhum yevme-lhasrati iż kudiye-l-emru vehum fî ġafletin vehum lâ yu/minûn(e)
Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
(Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler.
Meryem Suresi 39. ayet, kıyamet gününün dehşetini ve o günkü pişmanlığı vurgulayarak, gaflet içinde olan ve inanmayan insanları uyarmaktadır. Ayet, 'hasret', 'kaza' ve 'gaflet' gibi temel kavramlar üzerinden ahiret bilincini ve imanın önemini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hasret' kelimesini bir şeyin elden çıkmasından dolayı duyulan şiddetli pişmanlık ve üzüntü olarak tanımlar. Ayetteki 'yevmü'l-hasre' ifadesi, insanların dünyada yapmadıkları veya yanlış yaptıkları şeyler yüzünden ahirette duyacakları tarifsiz pişmanlığı ve çaresizliği ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hasret'i 'nedamet' (pişmanlık) olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, kıyamet gününde insanların amellerinin karşılığını gördüklerinde hissedecekleri derin pişmanlığı ve keşkeyi mecazi bir anlatımla vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hasret' kavramının Kur'an'da genellikle ahiret bağlamında kullanıldığını ve insanın dünyadaki ihmallerinin veya yanlış tercihlerinin sonucunda duyduğu derin bir iç sıkıntısı ve pişmanlık olduğunu belirtir. Bu ayette, 'hasret günü' ifadesi, bu pişmanlığın zirveye ulaşacağı zamanı işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kadâ' fiilinin 'emrin tamamlanması, hükmün yerine getirilmesi' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kudıye'l-emr' ifadesi, kıyamet gününde her şeyin nihai bir sonuca ulaşacağını, ilahi hükmün kesinleşeceğini ve artık geri dönüşün olmayacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kadâ' kelimesinin farklı anlamlarını sıralarken, 'bir işi bitirmek, hükmetmek, kesinleştirmek' anlamlarına dikkat çeker. Ayetteki 'kudıye'l-emr', Allah'ın takdirinin ve kıyametle ilgili vaadinin gerçekleştiğini, artık hesap ve ceza/mükafat vaktinin geldiğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kadâ'nın 'bir şeyi tamamlamak, hükmetmek ve kesinleştirmek' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu belirtir. Bu ayette, 'işin bitirilmesi' ifadesi, dünya hayatının sona erdiğini ve ahiret hayatının kesin olarak başladığını, artık amellerin karşılığının görüleceği vaktin geldiğini anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'gaflet'i 'bir şeyi unutmak veya ondan habersiz olmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'fî ğafletin' ifadesi, insanların dünya hayatının geçiciliğinden, ahiretin varlığından ve hesap gününün yakınlığından habersiz bir şekilde, umursamazca yaşadıklarını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'gaflet'in 'bir şeyi bilerek veya bilmeyerek terk etmek, ondan yüz çevirmek' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, insanların ahiret gerçeğinden yüz çevirerek, dünya meşgalelerine dalmalarını ve bu durumun kıyamet gününde büyük bir pişmanlığa yol açacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'gaflet'in Kur'an'da genellikle Allah'tan, ahiretten ve ilahi uyarılardan habersiz olma hali olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette, 'gaflet içinde olmak', insanların kıyamet gününün ciddiyetini ve sonuçlarını idrak edememelerini, bu yüzden de o gün büyük bir pişmanlık yaşayacaklarını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'îmân'ı 'tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmak' olarak açıklar. Ayetteki 'lâ yu'minûn' ifadesi, insanların Allah'ın varlığına, birliğine ve ahiret gününe dair hakikatleri kalben tasdik etmediklerini, bu yüzden de gaflet içinde yaşadıklarını ve kıyamet günü pişman olacaklarını belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'îmân'ın Kur'an'da sadece sözlü bir ikrar değil, aynı zamanda kalbi bir tasdik ve amellerle desteklenen bir güven ilişkisi olduğunu vurgular. Ayetteki 'inanmayanlar' ifadesi, bu temel güven ve tasdikden yoksun olanları, dolayısıyla ahiret için hazırlık yapmayanları işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'îmân'ın Kur'an'daki merkeziyetini ve Allah'a karşı duyulan mutlak güven ve teslimiyet anlamını detaylandırır. Ayetteki 'lâ yu'minûn' ifadesi, bu temel imandan yoksun olanların, kıyamet gününün gerçekliğini ve sonuçlarını idrak edememeleri nedeniyle büyük bir hüsrana uğrayacaklarını gösterir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(39) (Ve enzirhum yevmel hasreti iz kudıyel emru, ve hum fî gafletin ve hum lâ yu’minûn.)
“Ve emrin yerine getirileceği hasret günüyle onları uyar. Ve onlar, gaflet içindeler ve onlar, mü'min değillerdir.”