Veżkur fî-lkitâbi mûsâ(c) innehu kâne muḣlasan vekâne rasûlen nebiyyâ(n)
Kitap'ta, Musa'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resul, bir nebi idi.
Kur'ân'da Musa'yı da an; Şüphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.
Meryem Suresi'nin 51. ayeti, Hz. Musa'nın Kitap'ta anılmasını emrederek onun 'muhlas' (seçkin kılınmış) ve 'rasul nebi' (elçi peygamber) vasıflarını vurgular. Ayet, bu kavramlar üzerinden Hz. Musa'nın Allah katındaki özel konumunu ve risaletini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zikr, bir şeyi hem kalben hem de dille hatırlamak ve anmaktır. Ayetteki 've'zkur fi'l-Kitâb' ifadesi, Kur'an'da Hz. Musa'nın kıssasını anlatma emrini içerir, yani onun hatırasını ve öğretilerini canlı tutmayı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'zikr', 'kıssa' veya 'haber verme' anlamındadır. Yani 'Kitap'ta Musa'nın haberini ver, kıssasını anlat' demektir. Bu, sadece anmak değil, aynı zamanda onun hayatından ve mücadelesinden dersler çıkarmak için aktarmaktır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kitap, yazılı olan her şey için kullanılır. Kur'an'da ise genellikle Allah'ın vahyini, ilahi hükümleri içeren kutsal metni ifade eder. Bu ayette 'Kitap'tan kasıt, Hz. Musa'nın kıssasının anlatıldığı Kur'an'dır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Kitap' kavramı, sadece bir metin olmanın ötesinde, ilahi bir rehberlik ve hükümler bütünüdür. Hz. Musa'nın 'Kitap'ta anılması, onun kıssasının bu ilahi rehberliğin bir parçası olarak sunulduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhlâs, bir şeyi kirlerden arındırmak ve saf hale getirmektir. 'Muhlas' (ismi mef'ul), Allah tarafından seçilmiş, arındırılmış ve kendisine ihlas bahşedilmiş kişidir. Bu, Hz. Musa'nın Allah katında özel bir konuma sahip olduğunu ve şüpheden arınmış olduğunu belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Muhlas, Allah'ın kendisini seçip arındırdığı ve kulluğa tahsis ettiği kimsedir. Bu, onun günahlardan korunmuş, samimi ve Allah'a adanmış bir kul olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, Hz. Musa'nın peygamberlik görevi için özel olarak hazırlanmış ve seçilmiş olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Muhlas kelimesi, 'halis kılınmış, arındırılmış' anlamında olup, Allah'ın özel lütfuyla seçilmiş ve her türlü beşeri zaaftan korunmuş peygamberleri ifade eder. Hz. Musa'nın bu vasıfla anılması, onun risaletinin ilahi bir seçime dayandığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Resul, Allah'ın kullarına gönderdiği, onlara şeriatını tebliğ eden kişidir. Hz. Musa'nın 'resul' olarak nitelendirilmesi, onun Allah'tan vahiy alıp İsrailoğullarına iletme görevini üstlendiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Resul, 'gönderilen' demektir. Kur'an'da bu kelime, Allah'ın emirlerini ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirilen peygamberler için kullanılır. Hz. Musa'nın 'resul' olması, onun ilahi bir misyonla gönderildiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nebî, 'nebe'' (haber) kökünden gelir ve Allah'tan haber alan, insanlara bu haberi ulaştıran kişidir. Resul'den farkı, her resulün nebi olması ama her nebinin resul olmamasıdır. Hz. Musa'nın hem resul hem de nebi olarak anılması, onun hem ilahi mesajı getiren hem de bu mesajı tebliğ eden bir peygamber olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nebî, Allah'ın kendisine vahyettiği ve insanlara tebliğ etmekle görevlendirdiği kişidir. Resul ise nebinin özel bir türüdür; kendisine yeni bir şeriat veya kitap verilen nebidir. Hz. Musa'nın hem resul hem de nebi olarak zikredilmesi, onun hem vahiy alan hem de yeni bir şeriat getiren bir peygamber olduğunu pekiştirir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(51) (Vezkur fîl kitâbi mûsâ, innehu kâne muhlesan ve kâne resûlen nebîyyen.)
“Kitâp'ta Mûsâ (a.s) ı da zikret. Muhakkak ki O, muhlis ve Nebî Resûl idi.”