Tilke-lcennetu-lletî nûriśu min ‘ibâdinâ men kâne tekiyyâ(n)
İşte bu, kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.
İşte kullarımızdan takva sahibi olanlara vereceğimiz cennet budur.
Meryem Suresi 63. ayet, cennetin takva sahibi kullara verileceğini ifade ederken, 'cennet', 'varis kılmak', 'kullar' ve 'takva sahibi' gibi temel kavramlar üzerinden ilahi lütuf ve sorumluluk ilişkisini vurgular. Bu kavramlar, Kur'an'ın ahiret inancı ve ahlaki beklentilerini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cennet kelimesi, 'örtmek, gizlemek' anlamındaki 'cenn' kökünden gelir. Ağaçları ve bitkileriyle yeri örttüğü için bu isim verilmiştir. Ayetteki kullanımı, müminlere vaat edilen ahiret yurdunu, yani gözlerden gizli olan ve güzellikleriyle örtülü olan mekanı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cennet, mecazi olarak 'bahçe' anlamına gelir. Kur'an'da ise genellikle ahiretteki mükafat yurdu için kullanılır. Bu ayette de takva sahiplerine verilecek olan ebedi ikametgahı, yani ilahi lütfun tecelligahını simgeler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Cennet, Kur'an'da temel bir eskatolojik kavramdır ve 'bahçe' anlamından öte, Allah'ın rızasını kazanmış olanlara vaat edilen nihai mutluluk ve huzur mekanıdır. Ayetteki 'nûrisü' fiiliyle birlikte kullanılması, cennetin bir miras gibi hak edildiğini ve ilahi bir lütuf olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Veraset, bir şeyin bir kimseden diğerine geçmesidir. Burada Allah'ın cenneti kullarına 'miras bırakması', onların dünyadaki amelleri karşılığında cennete hak kazanmaları ve cennetin onlara ebediyen kalacak bir mülk olması anlamındadır. Bu, ilahi bir lütuf ve vaadin gerçekleşmesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vâris olmak, bir başkasından kalan mülke sahip olmaktır. Allah'ın 'nûrisü' fiilini kullanması, cennetin takva sahiplerine bir hak olarak verileceğini, sanki onlara ait bir mülkmüş gibi intikal edeceğini ifade eder. Bu, cennetin kazanılmış bir ödül olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'veraset' kavramı, sadece maddi miras değil, aynı zamanda manevi ve uhrevi miras için de kullanılır. Bu ayette 'nûrisü' fiili, Allah'ın takva sahiplerine cenneti lütfetmesini, onları cennetin gerçek sahipleri kılmasını ifade eder. Bu, ilahi bir atama ve takdirin sonucudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Abd (kul) kelimesi, 'boyun eğmek, itaat etmek' anlamındaki 'ubûdiyet' kökünden gelir. 'İbâdina' ifadesi, Allah'a tam bir teslimiyetle kulluk eden, O'nun emirlerine riayet eden ve yasaklarından kaçınan kimseleri belirtir. Ayetteki bağlamda, cennete layık görülen özel bir kul zümresini işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Abd, hürriyetini kaybedip başkasının mülkü olan kişidir. Ancak Kur'an'da 'ibâd' kelimesi, Allah'a gönüllü olarak kulluk eden, O'nun iradesine tabi olan müminler için kullanılır. Bu ayette 'ibâdina' ifadesi, Allah'ın seçkin kullarını, yani takva sahiplerini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'abd' kavramı, sadece kölelik değil, aynı zamanda Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve itaat halini ifade eder. 'İbâdina' ifadesi, Allah'ın özel olarak seçtiği, O'nun rızasını kazanmış ve O'na ibadet eden kullarıdır. Bu kullar, cennetin mirasçıları olarak nitelendirilmiştir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takva, 'korunmak, sakınmak' anlamındaki 'vikaye' kökünden gelir. Allah'tan sakınmak, O'nun azabından korunmak için emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Ayetteki 'takıyyen' kelimesi, cennete layık görülen kişinin temel niteliğini, yani Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket eden kimseyi ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Takva, Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak nefsi azaptan korumaktır. 'Takıyyen' kelimesi, bu niteliği taşıyan kişiyi tanımlar. Ayetteki kullanımı, cennetin ancak bu ahlaki ve dini sorumluluğu yerine getiren kişilere verileceğini açıkça belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takva, Kur'an'ın merkezi ahlaki kavramlarından biridir ve Allah'a karşı duyulan derin saygı ve korkuyla birlikte O'nun iradesine uygun yaşama çabasını ifade eder. 'Takıyyen' kelimesi, bu ahlaki duruşu benimsemiş olan kişiyi tanımlar ve cennetin kazanılmasında anahtar bir rol oynadığını gösterir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(63) (Tilkel cennetulletî nûrisu min ibâdinâ men kâne takıyyen.)
“Kullarımızdan takva sâhibi olanları, vâris kıldığımız cennet işte budur.” Tefsirlerde her kişinin cennette bir yeri ve cehennemde bir yeri olduğu söylenir. Cehennem ehli cehennemdeki yerine gittiğinde cennetteki yeri boş kalır, işte o boş kalan yerler için cennet ehli vâris kılınmıştır yâni onların hakları cennet ehline verilmiştir.