Vekem ehleknâ kablehum min karnin hum ahsenu eśâśen veri/yâ(n)
Biz onlardan önce, mal mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik.
Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gösterişce daha güzel nice asırlar halkını helak etmişizdir.
Meryem Suresi'nin 74. ayeti, geçmiş nesillerin helak edilişini, onların dünya malı ve dış görünüş itibarıyla daha üstün olmalarına rağmen bu akıbetten kurtulamadıklarını vurgulayarak, maddi varlığın nihai kurtuluş sebebi olmadığını ortaya koymaktadır. Ayet, 'helak etme', 'nesil', 'varlık' ve 'gösteriş' gibi kavramlar üzerinden bu mesajı iletmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Helak (هلاك) kelimesinin aslı, bir şeyin faydasız hale gelmesi, yok olmasıdır. Kur'an'da genellikle Allah'ın azabıyla bir topluluğun veya kişinin yok edilmesi, ortadan kaldırılması anlamında kullanılır. Bu ayette de geçmiş kavimlerin Allah tarafından cezalandırılarak varlıklarının sona erdirilmesi kastedilmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Helak (أهلكنا) fiili, mecazi olarak bir topluluğun gücünün kırılması, izlerinin silinmesi ve onların yeryüzünden kaldırılması anlamında kullanılmıştır. Ayetteki 'onlardan önce nice nesilleri yok ettik' ifadesi, Allah'ın kudretini ve geçmiş kavimlerin akıbetini göstermektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Karn (قرن), bir nesil veya bir zaman diliminde yaşayan insanlar topluluğudur. Genellikle yüz yıl olarak kabul edilse de, Kur'an'da belirli bir dönemi veya bir peygamberin ümmetini ifade etmek için kullanılır. Bu ayette, geçmişte yaşamış ve helak edilmiş toplulukları ifade etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Karn (قرن), bir araya gelmiş, birbirine yakın olan şeyleri ifade eder. İnsanlar için kullanıldığında ise aynı dönemde yaşamış, birbirine yakın nesilleri ifade eder. Ayetteki 'nice nesiller' ifadesi, sayıca çok ve farklı zamanlarda yaşamış topluluklara işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'karn' kavramı, genellikle geçmişte yaşamış ve Allah'ın mesajını reddettiği için cezalandırılmış toplulukları ifade eder. Bu, Kur'an'ın tarihsel döngü ve ilahi adalet anlayışının bir parçasıdır. Ayetteki kullanımı, geçmişin ibret alınması gereken bir örnek olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Esas (أثاث), evin içinde bulunan eşya ve mal anlamına gelir. Geniş anlamda ise kişinin sahip olduğu her türlü maddi varlığı ifade eder. Ayetteki 'varlıkça daha üstün' ifadesi, bu nesillerin dünya malı ve zenginlik açısından şimdikilerden daha fazla imkana sahip olduklarını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Esas (أثاث), evde kullanılan her türlü eşya ve maldır. Bu kelime, genellikle bir kişinin sahip olduğu maddi zenginliği ve konforu ifade eder. Ayette, helak olan kavimlerin maddi refahlarının ve dünya nimetlerinin bolluğunun bir göstergesi olarak zikredilmiştir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'esâs' kelimesi, genellikle dünya hayatının geçici süsünü ve aldatıcılığını vurgulamak için kullanılır. Bu ayette de, geçmiş nesillerin maddi zenginliklerinin onların helak olmalarına engel olamadığı gerçeğini pekiştirmektedir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Riy' (رئيا), gözle görülen, dış görünüş ve ihtişam anlamına gelir. Bu, bir şeyin güzelliği, görkemi ve insanların gözünde bıraktığı etkiyi ifade eder. Ayetteki 'gösterişçe daha üstün' ifadesi, helak olan kavimlerin dış görünüş, giyim kuşam ve genel ihtişam açısından daha göz alıcı olduklarını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Riy' (رئيا), 'rü'yet' (görme) kökünden türemiş olup, gözle görülen güzellik, ihtişam ve dış görünüşü ifade eder. Ayette, geçmiş nesillerin sadece maddi varlıklarıyla değil, aynı zamanda dış görünüşleri ve gösterişleriyle de öne çıktıkları, ancak bunun onları ilahi azaptan kurtaramadığı vurgulanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Riy' (رئيا), bir şeyin göz alıcı ve güzel görünmesi halidir. Bu, genellikle dışsal bir güzelliği ve ihtişamı ifade eder. Ayette, helak olan kavimlerin sahip oldukları bu dışsal güzellik ve gösterişin, onların akıbetini değiştiremediği gerçeğini pekiştirmektedir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(74) (Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum ahsenu esâsen ve ri’yen.)
“Onlardan önce, mal ve görünüş bakımından daha güzel nice nesiller helâk ettik.”