Veneriśuhu mâ yekûlu veye/tînâ ferdâ(n)
Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek.
O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir.
Meryem Suresi'nin 80. ayeti, insanın dünyada söylediklerinin ve yaptıklarının ahiretteki akıbetini, Allah'ın mutlak mülkiyeti ve insanın tek başına hesap verme gerçeği üzerinden vurgulamaktadır. Ayet, miras ve ferdiyet kavramları etrafında ahiret sorumluluğunu dilbilimsel bir derinlikle ele alır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): V-R-S kökü, bir şeyin bir topluluktan diğerine intikal etmesi, birinin vefatından sonra malının diğerine geçmesi anlamına gelir. Ayetteki 'nerisühû' ifadesi, mecazi olarak, kişinin dünyada sahip olduğunu iddia ettiği her şeyin, nihayetinde Allah'a döneceğini, O'nun mutlak mülkiyetinde olduğunu ve kişinin bu iddialarının bir hükmü kalmayacağını ifade eder. Allah'ın 'miras alması', O'nun ebedi ve mutlak varlığına karşılık, insanın fani varlığının bir sonucudur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nerisühû' ifadesini mecazi bir kullanım olarak değerlendirir. Burada miras almak, bir şeyin sahibinin vefatından sonra başkasına geçmesi anlamında değil, Allah'ın her şeyin nihai sahibi olması ve insanın iddia ettiği şeylerin aslında O'na ait olduğunu belirtmek içindir. Kişinin söyledikleri ve sahip oldukları, onunla birlikte yok olmayacak, aksine Allah'ın ilminde ve mülkiyetinde kalacaktır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'veraset' kavramının Kur'an'daki kullanımının sadece maddi mirasla sınırlı olmadığını, aynı zamanda manevi ve ilahi bir intikali de ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'nerisühû', Allah'ın mutlak egemenliğini ve her şeyin O'na döneceği gerçeğini vurgular. İnsanın dünyevi iddiaları ve sahip oldukları, ahirette bir değer ifade etmeyecek, asıl mülkiyetin Allah'a ait olduğu ortaya çıkacaktır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): K-V-L kökü, konuşmak, söylemek anlamına gelir. Ayetteki 'mâ yekûlu' ifadesi, kişinin dünyada söylediği her şeyi, özellikle de Allah'a karşı ileri sürdüğü iddiaları veya inkârlarını kapsar. Bu sözler, ahirette kişinin aleyhine veya lehine şahitlik edecek ameller olarak kaydedilmiştir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-V-L, sadece dil ile ifade edilen sözleri değil, aynı zamanda kalpteki inançları ve niyetleri de kapsayabilir. Ayetteki 'mâ yekûlu', kişinin dünyada sarf ettiği her türlü sözün, iddia ve beyanın Allah katında kayıtlı olduğunu ve ahirette bunun hesabının sorulacağını belirtir. Bu, kişinin sözlerinin de amelleri gibi bir karşılığı olacağını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): E-T-Y kökü, gelmek, ulaşmak, varmak anlamlarına gelir. Ayetteki 'ye'tînâ' ifadesi, insanın ölümden sonra diriltilerek Allah'ın huzuruna getirilmesini, hesap vermek üzere O'nun katına varmasını ifade eder. Bu, kaçınılmaz bir dönüşü ve hesap gününü vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): E-T-Y fiili, burada ahiret bağlamında kullanıldığında, kişinin dünyadaki yaşamının sona ermesiyle birlikte, Allah'ın belirlediği vakitte O'nun huzuruna çıkacağını anlatır. Bu geliş, kişinin iradesi dışında, ilahi bir emirle gerçekleşecektir ve hesap verme amacı taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): F-R-D kökü, tek olmak, yalnız olmak, eşi benzeri olmamak anlamına gelir. Ayetteki 'ferden' kelimesi, insanın ahirette dünyadaki malından, evladından, dostlarından ve yardımcılarından ayrılarak tek başına Allah'ın huzuruna geleceğini vurgular. Bu, kişinin dünyadaki bağlarından arınmış, sadece kendi amelleriyle baş başa kalacağı bir durumu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): F-R-D, bir şeyin tek başına kalması, diğerlerinden ayrılması demektir. 'Ferden' kelimesi, kıyamet gününde her insanın tek başına, hiçbir destekçi veya şefaatçi olmaksızın Allah'ın karşısına çıkacağını anlatır. Bu durum, kişinin dünyadaki sorumluluğunun bireysel olduğunu ve ahirette de bu sorumluluğun hesabını tek başına vereceğini pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ferd' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının, bireysel sorumluluğu ve ahiretteki yalnızlığı vurguladığını belirtir. Bu ayetteki 'ferden' ifadesi, insanın dünyada edindiği tüm bağların ahirette kopacağını ve herkesin kendi amelleriyle yüzleşmek üzere tek başına Allah'ın huzuruna geleceğini açıkça ortaya koyar. Bu, ahiret inancının temel unsurlarından biridir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(80) (Ve nerisuhu mâ yekûlu ve ye’tînâ ferden.)
“Ve onun söylediği şeylere, Biz vâris olacağız. Ve o, Bize fert olarak (tek başına, mal ve evlâdı olmaksızın) gelecek.”