Lekad ci/tum şey-en iddâ(n)
Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.
Meryem Suresi'nin 89. ayeti, Allah'a çocuk isnat etmenin dehşet verici bir cürüm olduğunu vurgulamaktadır. Ayet, bu isnadın büyüklüğünü ve çirkinliğini 'idda' kelimesiyle ifade ederek, fiilin vahametini dilbilimsel olarak pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-y-e kökü, bir şeyin bir yerden başka bir yere intikal etmesi veya bir fiilin meydana gelmesi anlamında kullanılır. Ayetteki 'ci'tüm' ifadesi, Allah'a çocuk isnat etme gibi büyük bir fiili, sanki onu alıp getirmişlercesine, yani bizzat işlemişlercesine bir anlam taşır. Bu, sadece söylemek değil, aynı zamanda bu inancı ortaya koymak ve yaymak anlamındadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ci'tüm' ifadesini 'amel' (iş yapmak) anlamında yorumlar. Burada, Allah'a çocuk isnat etme eyleminin, sıradan bir sözden öte, büyük bir iş, bir amel olarak değerlendirildiğini belirtir. Bu, fiilin sadece lafzi değil, aynı zamanda ameli bir karşılığı olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şey kelimesi, var olan veya var olabilecek her şeyi kapsayan genel bir isimdir. Ayetteki 'şey' kelimesi, Allah'a çocuk isnat etme fiilinin, somut bir varlık gibi ele alınabilecek, dehşet verici bir olgu olduğunu belirtir. Bu, isnadın soyut bir düşünce olmaktan öte, büyük bir gerçeklik ve sonuçları olan bir eylem olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'şey' kelimesinin 'mevcut' (var olan) veya 'mümkün' (mümkün olan) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, Allah'a çocuk isnat etme fiilinin, varlığı kabul edilemez, ancak bir şekilde ortaya konulmuş bir 'şey' olduğunu ifade eder. Bu, isnadın absürtlüğüne ve kabul edilemezliğine işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'idda' kelimesini 'azim' (büyük) ve 'şedîd' (şiddetli) olarak açıklar. Ayetteki 'idda' ifadesi, Allah'a çocuk isnat etmenin sadece bir hata değil, aynı zamanda çok büyük, dehşet verici ve kabul edilemez bir günah olduğunu vurgular. Bu, fiilin ciddiyetini ve Allah katındaki vahametini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'idda' kelimesinin 'dehşet verici, korkunç' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu kelime, genellikle dağların yerinden oynaması gibi büyük olaylar için kullanılır. Ayetteki kullanımıyla, Allah'a çocuk isnat etmenin, evrenin düzenini bozacak kadar büyük ve korkunç bir iddia olduğunu ifade eder. Bu, fiilin sadece insanlık için değil, tüm yaratılış için bir tehdit olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'idda' gibi kelimelerin Kur'an'da, Allah'ın birliğine ve yüceliğine karşı işlenen en büyük günahları tanımlamak için kullanıldığını belirtir. Bu kelime, sadece bir sıfat olmaktan öte, fiilin ontolojik olarak ne kadar yanlış ve yıkıcı olduğunu ifade eden güçlü bir vurgudur. Allah'a çocuk isnat etmenin, tevhid inancının temelini sarsan bir cürüm olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'idda' kelimesinin Kur'an'da, Allah'a ortak koşma, çocuk isnat etme gibi tevhid ilkesine aykırı fiillerin vahametini anlatmak için kullanıldığını ifade eder. Bu kelime, fiilin sadece ahlaki değil, aynı zamanda kozmik bir düzensizliğe yol açacak kadar büyük bir yanlış olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımı, bu isnadın kabul edilemezliğini ve sonuçlarının ağırlığını pekiştirir.
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(89) Lekad ci’tum şey’en idden.)
“Andolsun ki siz, çok kötü bir şey yaptınız (söylediniz).”