İçeriğe atla
Bakara 197Cüz 2 · Sayfa 31

Bakara Sûresi 197. Âyet

البقرة

Sohbete sor

Elhaccu eşhurun ma'lûmât(un)(c) femen ferada fîhinne-lhacce felâ rafeśe velâ fusûka velâ cidâle fi-lhacc(i)(k) vemâ tef'alû min ḣayrin ya'lemhu(A)llâh(u)(k) vetezevvedû fe-inne ḣayra-zzâdi-ttakvâ(c) vettekûni yâ uli-l-elbâb(i)

Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

الْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَاتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ الْحَجَّ فَلاَ رَفَثَ وَلاَ فُسُوقَ وَلاَ جِدَالَ فِي الْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّهُ وَتَزَوَّدُواْ فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى وَاتَّقُونِ يَا أُوْلِي الأَلْبَابِ

(2/197) ElHaccü eşhürun ma'lumat* femen ferada fiyhinnel Hacce fela rafese ve la füsuka ve la cidale fiyl Hacc* ve ma tef'alu min hayrin ya'lemhüllah* ve tezevvedu feinne hayrez zadit takva* vettekuni ya ulil elbab;

* Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.

Hac bilinen aylardadır, bâtın yönüyle sadece burada belirtilen üç aya mahsus değil, kim ki Hakkikat-i İlâhiyye seyrini senenin hangi aylarında yapabiliyorsa, onun hac günleri orası olur, İnsân-ı Kâmil nerede bulunuyorsa orası onun Kâbesidir onu ziyaret ettiği zaman haccıdır, hangi saatlerde, hangi günlerde, hangi aylarda gidebiliyorsa onun hac mevsimi işte o zamanlardır.

Kim ki hacca niyetlendi, artık kadına yaklaşmasın, yani nefsaniyetine yaklaşmayacak o arada, yaklaşırsa Ulûhiyyet hakikatleri kendisinde meydana gelmez, beşeriyetinden kurtulamaz.

Yalancılık yapmasın, yalancılıktan kasıt gerekli şeyin

dışında başka kelâmlar konuşmasın, nefsinin varlığını ortaya koymasın çünkü nefsi baştan başa yok ve yalan, nefsimiz düzmece bir hadise işte nefsimizden konuştuğumuz sürece yalan söylemiş oluruz, söylediğimiz şey doğru dahi olsa, kavga, savaş yapmasın, kavga yapması için kişinin evvelâ karşısında muhatap bulması lâzım ama hac’ta yani gönülde olan kimse karşısında Hakk’tan başka bir muhatap bulamayacağından, Hakk’la da kavga etmeyeceğinden çünkü kendisi de aynı olduğundan, dolayısıyla fiillerini ortadan kaldırması gerekiyor, bunları yerine getirmezse hacı olması mümkün olmuyor.

Hayırdan ne işlerseniz Allah bunların hepsini bilir, nasıl bilir, zâten yaptığın herşeyi O’nunla birlikte yaptığından söylesen de söylemesen de O’nda bunlar var olduğundan bilir. Yolda hazırlık yapın, azığın hayırlısı takvadır, kitap mı okuyacağız zikir mi yapacağız, verilen talimatları mı yerine getireceğiz, gece mi kalkacağız, teheccüd, nafileler mi kılacağız, oruç mu tutacağız, bunların hepsi azık yani yolculukta bize lâzım olan azık, hem bu âlemdeki seyrimizi tamamlamak için hem de bâtına aktarılacak yani ahiret sonrası yaşama aktarılacak o yolculuğunda azığı bunlardır, kimin dersi nerelerdeyse oradaki dersini yapması ruhunun azığını hazırlaması, aklının, irfanının azığını hazırlamasıdır.

Ey Kâmil akıl sahipleri benden sakının diyor Cenâb-ı Hakk bizatihi kendi kelâmı ve bu kelâm da Zat mertebesinden gelen kelâm çünkü Ben, kaynağı Zâtından doğuyor, Benden korkun demiyor yalnız, korku başka sakınma başka, sakınma korkuyu içerisine alıyor ama korku değil, sakınmak demek kişinin kendi varlığının hakikatini unutmaktan sakınması veya bunu nakletme-mekten sakınmasıdır, gerçi o her zaman olmaz, zaman, zemin ve mahal müsait olacak ki, karşındaki de alıcı olacak, o şekilde bulduğunuzdada vermemekten sakının, Kâmil akıl dediği aklı küll sahipleri, ulul elbab bir bakıma bab kapı demek olduğuna göre kapı sahipleri, Esmâ-i Hüsnâ’nın her birisi bir kapıdır, Hakk’a götüren, Hakk’ın sarayına girilen bir kapıdır, kimin kabiliyeti, karakteri neye

uygunsa o kapıdan içeriye alınır, başka türlüde Hakk’ın mahremiyetine giriş yolunu bulmak kesinlikle mümkün değildir, bahçenin kapısına kadar getirirler, etrafından döndürürler, ama içeriden biri gelip kapıya açmadıkca içeriye girilmesi mümkün değildir, tabii içeriye alınmazdan öncede o kapıda o kişilerin bir hayli beklemesi lâzımdır, ki sâbit kadem olduklarını belli etsinler, bir Hakk yolcusunun da ısrarla Hakk’ın kapısında, ehlûllah’ın kapısında beklemesi lâzımdır ki ulûl elbab o kapıdan onu içeriye alsın.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)