Śumme efîdû min hayśu efâda-nnâsu vestaġfirû(A)llâh(e)(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Bu ayet, Hac ibadetinin önemli bir rüknü olan Arafat'tan Müzdelife'ye toplu inişi ve ardından Allah'tan bağışlanma dilemeyi emretmektedir. Ayet, 'ifâda' fiili üzerinden toplu hareketin önemini vurgularken, 'istiğfar' ve Allah'ın 'Gafûr' ve 'Rahîm' isimleri aracılığıyla ilahi merhametin ve bağışlayıcılığın altını çizmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ifâda' kelimesini 'çoklukla bir yerden diğerine akmak' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Hac ibadetinde Arafat'tan Müzdelife'ye doğru cemaatle hareket etmeyi ifade eder ki bu, cahiliye dönemindeki bazı uygulamaların aksine, tüm müminlerin aynı yerden akın etmesi emridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'feyz' kökünden türeyen 'ifâda' kelimesini 'bir şeyin çokça dökülmesi veya akması' olarak tanımlar. Hac bağlamında ise, Arafat'tan Müzdelife'ye doğru insanların sel gibi akması, yani toplu ve yoğun bir şekilde hareket etmesi anlamını taşır. Bu, belirli bir ritüelin yerine getirilmesindeki birlikteliği vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'efîdû' fiilini 'hızlıca ve çok sayıda hareket etmek' olarak yorumlar. Ayetteki kullanımı, cahiliye Araplarının Arafat'tan farklı yerlerden inme adetlerine karşı, tüm müminlerin tek bir noktadan, yani Arafat'tan Müzdelife'ye doğru topluca ve hızlıca hareket etmeleri gerektiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'insan' kelimesinin 'ünsiyet' (yakınlık, alışkanlık) kökünden geldiğini belirtir. Ayetteki 'en-nâs' ifadesi, genel olarak insan topluluğunu ifade etmekle birlikte, Hac bağlamında, cahiliye döneminde Kureyş'in Arafat'tan değil, Harem sınırları içinden inme ayrıcalığına karşı, tüm insanların (Kureyş dahil) Arafat'tan inmesi gerektiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nâs' kavramının Kur'an'da genellikle 'insanlık' veya 'belli bir topluluk' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, 'en-nâs' ifadesi, Hac ibadetinde ayrıcalık gözetmeksizin tüm müminlerin uyması gereken ortak bir uygulamayı işaret eder, böylece sosyal eşitlik ve birliktelik mesajı verir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'istiğfar' kelimesini 'Allah'tan günahların örtülmesini ve affedilmesini istemek' olarak açıklar. Hac ibadetinin ardından, yapılan hatalar veya eksiklikler için Allah'tan bağışlanma dilemenin önemini vurgular. Bu, ibadetin tamamlayıcı bir parçası olarak tevazu ve pişmanlığı ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'istiğfar'ın 'günahların izlerini silmek ve onları örtmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'istiğfirû' emri, Hac gibi büyük bir ibadetin sonunda bile insanın acizliğini ve Allah'ın mağfiretine olan ihtiyacını hatırlatır, böylece ibadetin manevi derinliğini artırır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'istiğfar'ın Kur'an'da genellikle 'Allah'a yönelerek günahların affını talep etmek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, Hac ibadetinin tamamlanmasının ardından gelen bir emir olarak, müminlerin Allah'a olan bağlılıklarını ve O'nun affediciliğine olan güvenlerini pekiştirmeyi amaçlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Gafûr' ismini 'günahları çokça örten ve affeden' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, müminlerin Hac sonrası istiğfar etmelerinin karşılığında Allah'ın engin bağışlayıcılığını müjdeleyerek, onların ümitlerini canlı tutar ve tövbelerini kabul edeceğine dair güvence verir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'Gafûr' isminin 'günahları örten ve cezalandırmayı terk eden' anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, Hac ibadetinin ardından yapılan istiğfarın kabul edileceğine dair bir teminat olarak zikredilir, Allah'ın kullarına karşı olan merhametinin ve affediciliğinin bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rahîm' ismini 'çok merhamet eden, merhameti sürekli olan' olarak açıklar. Ayette 'Gafûr' ismiyle birlikte kullanılması, Allah'ın sadece günahları affetmekle kalmayıp, aynı zamanda kullarına karşı sürekli bir şefkat ve merhametle muamele ettiğini vurgular. Bu, Hac ibadetinin manevi faydalarını ve Allah'ın lütfunu pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Rahîm' isminin 'ahirette müminlere özel merhamet eden' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Hac ibadetini yerine getiren ve istiğfar eden müminlere Allah'ın hem dünyada hem de ahirette özel merhametle muamele edeceğini ifade eder, bu da ibadetin karşılığının büyüklüğünü gösterir.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
ثُمَّ أَفِيضُواْ مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ النَّاسُ وَاسْتَغْفِرُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
(2/199) Sümme efıydu min haysü efadanNasu vestağfirullah* innAllahe Ğafurun Rahîym;
* Sonra insânların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Yukarıda A’raf ehlini anlattı ama bu insânlarla birlikte başkaları da vardır, ve orada her mertebeden inen insânlar vardır, kimileri muhabbet ile inmekte kimileri zorlandım, yoruldum, düşüncesiyle inmekte kimileri şeriat mertebesinden dualarımı yaptım diyerek gönül huzuruyla inmekte, kimileri sadece yorulmuş olarak beşeriyetiyle inmektedir, yani bir sürü mertebelerden iniş vardır, bir ehlullah’ın yani a’raf ehlinin inişini özel olarak anlatıyor ondan sonra diğerleriyle beraber sizde inin ve Allah’a istiğfar edin, oralarda diğer insânların kelâmıyla boşa geçirdikleri vakitler için lüzumsuz düşüncelerde bulunduk-ları için Arafat’ta o vakitleri hakkıyla değerlendiremedikleri için istiğfar edin ama sûretiniz itibarıyla sizde onlara benzediğiniz için ellerinizi açıp istiğfar edin, ama onların gönül âlemi tabii daha başkadır, bu istiğfar genel insânlar için istiğfardır, ama a’raf ehli için cezbe-i İlâh-îyye ile şükür hükmündedir, yani herkes bir şeyler yapsın orada demek isteniyor, ama şükürde ikilik değil mi dersek, o şükür ikilik mânâsında olan bir şükür değildir, yine gönlünden gönlüne, yani kendinden kendine olan bir şükür, teşekkür gibidir.
Muhakkak Allah Gafur’dur örter her türlü günahları ve sendeki hakikati İlâh-îyyeyi de örter ve Rahim’dir, bir bakıma merhamet sahibidir, bir bakıma da ehli muhabbete özel olarak muamelesi vardır.