Yâ eyyuhe-lleżîne âmenû-ttekû(A)llâhe veżerû mâ bakiye mine-rribâ in kuntum mu/minîn(e)
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.
Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz.
Bakara 278. ayet, müminlere Allah'tan sakınmayı ve faizden arta kalanı terk etmeyi emretmektedir. Ayet, iman ile faizden uzak durma arasında güçlü bir bağ kurarak, faizin haramlığını ve müminlerin bu konuda takvalı olmaları gerektiğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Emen (أمن) kelimesi, kalbin sükûnet bulması ve korkudan emin olması demektir. İman ise, bir şeyi tasdik etmek ve ona güvenmek anlamına gelir. Ayetteki 'âmenû' (ءَامَنُوا۟) ifadesi, Allah'ın varlığına, birliğine ve gönderdiği hükümlere kalben tasdik edip güvenen kimseleri işaret eder ve bu güvenin gereği olarak faizden sakınmaları emredilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İman (إيمان) kavramı, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda bir teslimiyet ve güven eylemi olarak ele alınır. 'Âmenû' ifadesi, Allah'a karşı duyulan bu güvenin, O'nun emirlerine, özellikle de faiz yasağına uymayı gerektirdiğini vurgular. Bu, sadece zihinsel bir kabul değil, aynı zamanda pratik bir ahlaki duruşu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Takva (تقوى), Allah'ın emrettiklerini yerine getirip yasakladıklarından kaçınarak O'nun azabından korunmaktır. Ayetteki 'ittakullâh' (ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ) ifadesi, müminlere Allah'ın emirlerine riayet etmeleri ve özellikle faiz gibi haram kılınan şeylerden uzak durarak kendilerini O'nun gazabından korumaları çağrısıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vikaye (وقاية), bir şeyi zarardan korumaktır. Takva ise, nefsi korkulan şeylerden korumaktır. Şeriatta ise, nefsi günahlardan korumaktır. Ayetteki 'ittakû' emri, faizden uzak durarak Allah'ın emirlerine uymak suretiyle kişinin kendisini dünyevi ve uhrevi zararlardan korumasını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Takva kavramı, Kur'an'da sadece bir korku değil, aynı zamanda bir saygı ve sorumluluk bilinciyle Allah'a karşı duyulan derin bir hürmeti ifade eder. 'İttakullâh' emri, müminlerin faiz gibi Allah'ın hoşnut olmadığı davranışlardan kaçınarak, O'na karşı olan sorumluluklarını yerine getirmelerini ve bu yolla O'nun rızasını kazanmalarını hedefler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zera (ذر) fiili, bir şeyi bırakmak ve terk etmek anlamına gelir. Ayetteki 've zerû' (وَذَرُوا۟) emri, müminlerin daha önce faiz yoluyla elde ettikleri ve henüz tahsil etmedikleri miktarlardan vazgeçmeleri gerektiğini açıkça ifade eder. Bu, faiz yasağının geçmişe dönük bir uygulama değil, mevcut durumu da kapsayan bir emir olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Zera (ذر) kelimesi, 'bırakmak' ve 'terk etmek' manasındadır. Kur'an'da bu fiil, genellikle bir şeyi tamamen terk etme ve ondan yüz çevirme bağlamında kullanılır. Ayetteki 've zerû mâ bakıye mine'r-ribâ' (وَذَرُوا۟ مَا بَقِىَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓا۟) ifadesi, faizden elde edilen kazancın kalan kısmından tamamen vazgeçilmesi gerektiğini vurgular, bu da faizin her türlüsünün haram kılındığının bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rebv (ربو) kelimesi, bir şeyin artması ve çoğalması demektir. Şeriatta ise, karşılıksız olarak alınan fazlalık anlamına gelir ki bu da faizdir. Ayetteki 'er-ribâ' (ٱلرِّبَوٰٓا۟) ifadesi, borç verilen paranın veya malın karşılığında şart koşulan fazlalığı ifade eder ve bu fazlalığın haram kılındığını açıkça belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ribâ (ربا), bir şeyin artması ve yükselmesi demektir. Şeriatta ise, iki taraf arasında yapılan bir akitte, karşılıksız olarak alınan fazlalıktır. Ayetteki 'mine'r-ribâ' (مِنَ ٱلرِّبَوٰٓا۟) ifadesi, müminlerin faizden arta kalan her türlü fazlalıktan vazgeçmeleri gerektiğini emrederek, faizin İslam'da kesinlikle yasaklandığını ve müminlerin bu tür kazançlardan tamamen uzak durmaları gerektiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ribâ (ربا) kavramı, Kur'an'da sadece ekonomik bir işlem olarak değil, aynı zamanda toplumsal adaleti bozan ve zayıfları sömüren bir uygulama olarak ele alınır. Ayetteki faiz yasağı, İslam'ın ekonomik sisteminde adaleti ve eşitliği sağlamayı hedefleyen temel bir ilkedir. Müminlerden faizden vazgeçmeleri istenerek, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ruhunun canlı tutulması amaçlanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mü'min (مؤمن), Allah'ı tasdik eden ve O'na güvenen kimsedir. Ayetteki 'in küntüm mü'minîn' (إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ) ifadesi, faizden vazgeçmenin imanın bir gereği olduğunu vurgular. Gerçek mümin, Allah'ın emirlerine kayıtsız şartsız uyan ve O'nun yasaklarından kaçınan kimsedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Mü'min kavramı, Kur'an'da sadece bir inanç beyanı değil, aynı zamanda bu inancın gerektirdiği ahlaki ve pratik sorumlulukları yerine getiren kişiyi tanımlar. Ayetteki 'eğer mümin iseniz' şartı, faizden vazgeçmenin imanın samimiyetinin bir göstergesi olduğunu ve gerçek imanın, Allah'ın emirlerine tam bir teslimiyetle bağlı olmayı gerektirdiğini açıkça ortaya koyar.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَذَرُواْ مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
(2/278) Ya eyyühelleziyne amenüttekullahe vezeru ma bekıye miner Riba in küntüm mu'miniyn;
* Ey imân edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten imân etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.