Ve-iżâ kîle lehum âminû bimâ enzela(A)llâhu kâlû nu/minu bimâ unzile ‘aleynâ veyekfurûne bimâ verâehu vehuve-lhakku musaddikan limâ me'ahum(k) kul felime taktulûne enbiyâa(A)llâhi min kablu in kuntum mu/minîn(e)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
* Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kûr’ân’a) imân edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kûr’ân’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hakk bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Allah’ın onların üzerine indirdiğine imân edin denildiği zaman, bizim üzerimize indirilene imân ederiz derler ve arkadan gelen kitabı inkâr ederler, yani Tevrat’a imân ederler Kûr’ân’ı inkar ederler deniyor, inzal olan kendilerinde var olanı tasdik ettiği halde inkâr ederler.
De ki ey Habibim, Allah’ın peygamberlerini niye öldürdünüz o zaman, işte Tevrat’a inanmak yani esmâ âlemindeki hakikatleri iyi anlamadıklarından, Esmâ-i İlâhiyyeyi iyi anlamadıklarından peygamberleri öldürdüler, kendilerine o mertebede gelen risalet hakikatlerini kesmişler, kestikleri için zaten hep zâhirde kalmışlardır.