Vahlul ‘ukdeten min lisânî
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Sana duâ ederken sıradan ve şartlanmışlıklar içerisinde değilde gerçek şekilde duâ etmemi sağla. Tahkîk ehlinin dediği gibi “duân kendinden olsun, bir kelime olsun ama gönlünden olsun.” Kelâm ehli dua yazılanlarını okumakta ma’zurdur, haklıdır yeri orasıdır ve onu tâbî ki okuyacaktır, fakat Hakk ehli özünden, içinden gelen, gönlünden çıkan kendisine âit duâyı okumalıdır.
Zâhiren bu hâdisenin yâni Hz. Mûsa’nın dilinde meydana gelen ukdenin, bebekken Firavun’a karşı yaptığı hareketin, Firavun tarafından öldürülerek cezalandırılmak istenmesi üzerine, bunu bilinçli bir şekilde yapmadığını ispat için altın veya yakutla, kor ateşten birini seçme imtihanından geçirilmesi olayında onun ateşi seçerek alıp ağzına
atması üzerine meydana geldiği nakl olunmaktadır.
Ayrıca beşeri dilinin çözülmesi ve oradan Cenâb-ı Hakk’ın kelâm sıfatı ile konuşmasını istemesidir. Ancak böyle İlâh-î bir kelâmın Firavun’a tesir edebileceğini düşünmesidir.
يَفْقَهُوا قَوْلِي ﴿٢٨﴾
(Yefkahû kavlî.)
(Tâ-Hâ, 20/28) “Sözlerimi idrâk etsinler.”