Veelki mâ fî yemînike telkaf mâ sane'û(s) innemâ sane'û keydu sâhir(in)(s) velâ yuflihu-ssâhiru hayśu etâ
"Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez."
"Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."
Tâhâ Suresi 69. ayet, Hz. Musa'nın asasının sihirbazların yaptıklarını yutması olayını anlatırken, sihrin geçersizliğini ve sihirbazın başarısızlığını vurgular. Ayet, 'yutmak', 'yapmak/işlemek', 'düzen/tuzak' ve 'başarılı olmak' gibi temel fiiller ve isimler üzerinden ilahi kudretin sihirbazlık karşısındaki üstünlüğünü ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): L-k-f kökü, bir şeyi hızla ve çabucak yutmak, kapmak anlamına gelir. Ayetteki 'telkaf' ifadesi, Hz. Musa'nın asasının sihirbazların attıklarını anında ve tamamen ortadan kaldırmasını, adeta yutmasını ifade eder. Bu, sihrin geçersizliğini ve ilahi mucizenin üstünlüğünü gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'telkaf' kelimesini 'yutmak' veya 'kapmak' olarak açıklar. Burada asanın sihirbazların iplerini ve değneklerini yutması, mecazi bir anlatım olup, onların sihrini tamamen etkisiz hale getirmesi ve ortadan kaldırması demektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): S-n-'- kökü, bir şeyi özenle, ustalıkla ve belli bir amaçla yapmak, imal etmek anlamına gelir. Ayetteki 'sanau' kelimesi, sihirbazların sihirlerini, aldatmacalarını ve göz boyamalarını kastederek, onların bu 'yapıp ettiklerinin' gerçek bir varlığı olmadığını, sadece bir illüzyon olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'san'a' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'iyi veya kötü bir işi özenle yapmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Burada sihirbazların 'yaptıkları' (sanau) şey, görünüşte bir iş olsa da, gerçekte bir aldatmaca ve hileden ibarettir. Bu, onların eylemlerinin özünde bir boşluk taşıdığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): K-y-d kökü, hile, tuzak, düzen kurmak, aldatmak anlamlarına gelir. Ayetteki 'keydu sâhirin' ifadesi, sihirbazların yaptıklarının gerçek bir güç veya mucize olmadığını, aksine sadece bir hile ve aldatmaca olduğunu açıkça belirtir. Bu, sihrin mahiyetini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'keyd' kelimesini 'birine zarar vermek amacıyla gizlice plan yapmak, hile kurmak' olarak tanımlar. Burada sihirbazların 'keydi', insanları yanıltmak ve korkutmak için başvurdukları aldatıcı yöntemleri ifade eder. Kur'an, bu tür düzenlerin ilahi kudret karşısında hiçbir değeri olmadığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'keyd' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, düşmanca veya aldatıcı planlar için kullanıldığını belirtir. Tâhâ 69'daki 'keydu sâhirin' ifadesi, sihirbazların eylemlerinin temelinde yatan kötü niyeti ve aldatma amacını net bir şekilde ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): F-l-h kökü, 'felah' kelimesinden türemiş olup, başarıya ulaşmak, kurtuluşa ermek, umduğunu elde etmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'lâ yüflihu' ifadesi, sihirbazın yaptığı işin sonunda hiçbir başarıya ulaşamayacağını, amacına eremeyeceğini ve kurtuluş bulamayacağını kesin bir dille ifade eder. Bu, sihrin nihai akıbetini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'felah' kavramının Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi başarı ve kurtuluşu ifade ettiğini belirtir. Tâhâ 69'da sihirbazın 'felah bulamayacağı' ifadesi, onun ne dünyada yaptığı sihirle gerçek bir başarı elde edebileceğini ne de ahirette bir kurtuluşa erebileceğini vurgular. Bu, sihrin hem dünyevi hem de uhrevi sonuçlarının olumsuzluğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'felah' kelimesini 'kazanç, zafer ve kurtuluş' olarak açıklar. Ayetteki 'lâ yüflihu' ifadesi, sihirbazın ne yaptığı işten bir kazanç sağlayabileceğini, ne bir zafer elde edebileceğini ne de bir kurtuluşa erebileceğini belirtir. Bu, sihrin boş ve faydasız bir uğraş olduğunu pekiştirir.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/69) “Ve sağ elindekini (asânı) at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sadece sihirbaz hilesidir ve sihirbazlar, nereden gelirse gelsin-
ler, felâha (kurtuluşa) eremezler.”