Kâle basurtu bimâ lem yebsurû bihi fekabedtu kabdaten min eśeri-rrasûli fenebeżtuhâ vekeżâlike sevvelet lî nefsî
Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bu Âyeti kerîme hakkında Muhîddini Arabî hazretleri Fususul Hikem isimli eserinde şöyle buyuruyor:
Bilinsin ki, kesinlikle ruhların kendilerine has özelliklerindendir ki, onlar bir şeye irtibat etmesin ve temas etmesin mutlaka o şey canlanır ve onda hayât yayılmaya başlar. Ve buna binaen Sâmiri, resûlün izinden, ki o Cibrildir, o da rûhtur, bir tutam aldı. Oysa Sâmiri bu işi bilir idi.Şimdi onun Cibril olduğunu bildiği zaman, üzerine temas ettiği
şeyde kesinlikle hayât yayıldığına ârif oldu. Böyle olunca “dad” ile (kabza) yani avuç dolusu yâhut “sâd” ile (kabsa) yani parmaklarının uçlarıyla , resûlün izinden bir tutam aldı. Şimdi onu buzağıya koydu. Buzağı böğürdü. Çünkü buzağı sesi, ancak böğürmedir. Ve eğer onu başka bir sûrette yapsaydı, bu sûrete ait olan sesin ismi ona vasıf olunurdu.