Kâle femâ ḣatbuke yâ sâmiriyy(u)
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
(Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.
Tâhâ Suresi'nin 95. ayeti, Hz. Musa'nın Samiri'ye hitaben, onun yaptığı işin mahiyetini sorguladığı bir diyalog parçasını sunar. Ayet, 'kavl' (söz), 'hatb' (iş/durum) ve 'Samiri' (özel isim) gibi temel kavramlar üzerinden, ilahi bir sorgulama ve hesaplaşma anını dilbilimsel olarak yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir düşüncenin veya ifadenin dil aracılığıyla dışa vurulmasıdır. Ayetteki 'قَالَ' fiili, Hz. Musa'nın Samiri'ye yönelttiği doğrudan bir hitabı ve sorgulamayı belirtir, bu da sözün bir eylem olarak önemini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl, hem zihinsel hem de lafzi ifadeyi kapsayan geniş bir kavramdır. Bu ayetteki kullanımı, Hz. Musa'nın Samiri'nin eylemlerine dair bir açıklama talep eden, sorgulayıcı bir sözünü ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mecazî olarak 'mâ' (ما) edatı, bazen bir şeyin mahiyetini veya sebebini sormak için kullanılır. Bu ayette 'فَمَا خَطْبُكَ' ifadesi, Samiri'nin eyleminin ardındaki nedeni ve niteliği anlamaya yönelik bir sorgulamadır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Soru edatı olan 'mâ', genellikle akıl sahibi olmayan varlıklar için veya bir şeyin vasfını, mahiyetini sormak için kullanılır. Ayetteki 'فَمَا خَطْبُكَ' ifadesi, Samiri'nin durumunun veya yaptığı işin ne olduğunu, yani mahiyetini ve niteliğini sorgulamak amacıyla kullanılmıştır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Hatb (خطب), önemli bir iş, durum veya mesele anlamına gelir. Ayetteki 'خَطْبُكَ' ifadesi, Samiri'nin gerçekleştirdiği ve Hz. Musa'nın dikkatini çeken, sorgulanmaya değer olan eylemini veya durumunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hatb, genellikle büyük ve önemli bir iş veya durum için kullanılır. Hz. Musa'nın Samiri'ye 'فَمَا خَطْبُكَ' diye sorması, onun yaptığı bu büyük ve vahim işin ne olduğunu, ardındaki maksadı ve mahiyetini anlamaya yönelik bir sorgulamadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'hatb' kelimesi, genellikle önemli bir olayı, durumu veya meselenin ciddiyetini vurgulamak için kullanılır. Bu ayette, Samiri'nin buzağı heykeli yapma eyleminin ciddiyetini ve Hz. Musa nezdindeki önemini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Samiri (سامري), Kur'an'da özel bir isim olarak geçer ve İsrailoğulları'ndan buzağı heykeli yapma olayında başrol oynayan kişiyi ifade eder. Ayetteki 'يَـٰسَـٰمِرِىُّ' hitabı, Hz. Musa'nın doğrudan bu kişiye yöneldiğini ve onu eylemlerinden sorumlu tuttuğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Samiri, Kur'an kıssalarında adı geçen ve İsrailoğulları'nın sapmasında önemli bir rol oynayan şahıstır. Bu ayetteki kullanımı, Hz. Musa'nın bu özel kişiye hitap ederek, onun yaptıklarının hesabını sormasını ifade eder.
Tâ-Hâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Tâ-Hâ, 20/95) “Öyleyse ey Sâmiri! Senin (onlara) amacın ne idi?” dedi.”