Lâ yesbikûnehu bilkavli vehum bi-emrihi ya'melûn(e)
Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.
Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.
Enbiyâ Suresi 27. ayet, meleklerin Allah'a mutlak itaatini ve O'nun iradesi dışında hareket edemeyeceklerini vurgular. Ayet, meleklerin söz ve eylemlerinin tamamen ilahi emre bağlı olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'sebaka' (سبق) fiilinin bir şeyin önüne geçmek, öne geçmek, bir şeyi geride bırakmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ yesbikûnehû bi'l-kavl' ifadesi, meleklerin Allah'ın iradesi ve izni olmaksızın herhangi bir sözü O'ndan önce söylemelerinin imkansızlığını vurgular. Bu, onların mutlak itaatini ve bağımlılığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'lâ yesbikûnehû bi'l-kavl' ifadesini, meleklerin Allah'ın emri gelmeden önce kendi başlarına bir şey söyleyemeyecekleri, yani Allah'ın sözünü beklemeden konuşmayacakları şeklinde açıklar. Bu, onların Allah'ın iradesine tam teslimiyetini ve O'nun sözünün önceliğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sebaka' kökünün Kur'an'daki kullanımının, bir varlığın başka bir varlık karşısındaki önceliğini ve üstünlüğünü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, meleklerin Allah'a karşı herhangi bir öncelik veya bağımsızlık iddia edemeyecekleri, O'nun sözünün her zaman önce geldiği vurgulanır. Bu, ilahi otoritenin mutlaklığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kavl' (قول) kelimesinin genel olarak söz, konuşma anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'bi'l-kavl' ifadesi, meleklerin Allah'ın izni ve emri olmaksızın hiçbir sözü dile getiremeyeceklerini, yani kendi başlarına bir beyanda bulunamayacaklarını vurgular. Bu, onların ilahi iradeye tam bağımlılığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'kavl' kelimesinin sadece dil ile ifade edilen sözü değil, aynı zamanda bir niyetin veya iradenin dışa vurumunu da kapsadığını belirtir. Ayetteki bağlamda, meleklerin Allah'ın iradesi dışında herhangi bir niyet veya kararı dile getiremeyecekleri, yani kendi başlarına bir inisiyatif alamayacakları anlamına gelir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'emr' (أمر) kelimesinin hem emir, buyruk hem de iş, durum anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bi'emrihî' ifadesi, meleklerin tüm faaliyetlerinin ve varoluşlarının Allah'ın mutlak emri ve iradesi altında olduğunu, O'nun belirlediği sınırlar içinde hareket ettiklerini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'emr' kelimesinin Kur'an'da genellikle ilahi iradeyi, hükmü ve yaratmayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, meleklerin varlıklarının ve işlevlerinin tamamen Allah'ın ilahi emriyle belirlendiği, kendi başlarına bir iradeye sahip olmadıkları vurgulanır. Bu, onların Allah'a mutlak bağımlılığını ve itaatini pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'emr' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın yaratıcı ve yönetici gücünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'bi'emrihî' ifadesi, meleklerin sadece Allah'ın emriyle hareket ettiklerini, yani onların varoluşsal ve işlevsel olarak tamamen ilahi iradeye tabi olduklarını gösterir. Bu, meleklerin Allah'ın kudretinin bir tezahürü olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'amel' (عمل) kelimesinin genel olarak bir işi yapmak, fiilde bulunmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ya'melûne' ifadesi, meleklerin tüm eylemlerinin, görevlerinin ve faaliyetlerinin Allah'ın emriyle sınırlı olduğunu, O'nun iradesi dışında hiçbir iş yapmadıklarını vurgular. Bu, onların ilahi düzene tam uyumunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'amel' fiilinin Kur'an'da genellikle bilinçli ve kasıtlı bir eylemi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, meleklerin yaptıkları her işin, Allah'ın emri doğrultusunda bilinçli bir şekilde gerçekleştiği, yani onların sadece pasif birer araç değil, ilahi emri yerine getiren aktif varlıklar olduğu ancak bu eylemlerin tamamen ilahi iradeye bağlı olduğu vurgulanır.
Enbiyâ Sûresi
“Lâ yesbikûnehu bilkavli vehum bi-emrihi ya’melûn(e)” Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. (21/27)