İçeriğe atla
Enbiyâ 47Cüz 17 · Sayfa 326

Enbiyâ Sûresi 47. Âyet

الأنبياء

Sohbete sor

Venada'u-lmevâzîne-lkista liyevmi-lkiyâmeti felâ tuzlemu nefsun şey-â(en)(s) ve-in kâne miśkâle habbetin min ḣardelin eteynâ bihâ(k) vekefâ binâ hâsibîn(e)

Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

Enbiyâ Sûresi

“Venada’u-lmevâzîne-lkista liyevmi-lkiyâmeti felâ tuzlemu nefsun şey-â(en) ve-in kâne miskâle habbetin min hardelin eteynâ bihâ vekefâ binâ hâsibîn(e)” Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz. (21/47)


“KIYÂMET; ZÂTIN ZUHURU, SIFÂT SALTANATININ SÖNÜŞÜ”DÜR.

İnsan, aklı evvel terazisini, ekmel adaletin kubbesi altında kurduğu zaman, hakikat iktizaları gelir.

Onda bulunan hakikatlerden her biri neyi gerektiriyorsa, ona göre hesabına bakar.

Yahut onun için bir ahadiyet köprüsü kurulur. O zaman da, tabiat metni cehennemi üzerinde yürür.

O köprü, çözümü zor bir şey olması icabı: Kıldan daha incedir. Uzaklığı dolayısı ile kılıçtan daha keskindir.

Bu sırattan geçenlerden bazıları çakan şimşek gibi geçerler. Böyle olan kimsenin irfan babında seri bir bineği vardır. O şekilde geçiş gücünü bundan alır.

Bazıları da dağ ağırlığında yürür. Bunun sebebi de, süflî haline bağlılık durumudur.

Bir kimse, adı geçen sıratı geçer, ölçü nizamı içinde kalırsa, zât cennetine dahil olmuş olur. Sıfât meydanlarında dahi gıdasını alır.

Bu durumda, kendi benliği yoktur. Kendi hüviyetinden sıyrılmıştır.

Kendi nefsi cihetinden bir eser göremez. Ondan bir haber de alamaz. Onun namına, Cebbar olan yüce Allah şöyle seslenir:«Bu gün mülk kimin?» (40/16) Ancak, o yüce varlık, kendi zatından başkasını bulamaz; şöyle cevap eder:

  • «Vahid Kahhar Allah’ın..» (40/16)

Bundan sonra artık, ne gaflet vardır; ne de huzur… Bundan sonra, ne ölüm beklenir; ne de dirilme…

Zira, hali anlatıldığı gibi olanın kıyameti, artık olmuştur. Bir açık yanı da yoktur.

Burada anlatılan, küçük KIYÂMET’tir. Küçük KIYÂMET hallerini buna göre kıyas eyle…

Hesap, mizan, sırat yollarını da, sana işaret yollu anlattıklarımızdan çıkar. Sarih anlattıklarımızdan değil…

Aklı başında olana bu kadar işaret yeter.[68]