Veta(A)llâhi leekîdenne asnâmekum ba'de en tuvellû mudbirîn(e)
Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.
"Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."
Enbiyâ Suresi 57. ayet, Hz. İbrahim'in putlara karşı kuracağı tuzağı yeminle ifade ettiği bir tehdidi içermektedir. Ayet, 'yemin', 'tuzak kurmak', 'putlar' ve 'arkasını dönüp gitmek' gibi temel kavramlar üzerinden, tevhid mücadelesinin kararlılığını ve putperestliğe karşı duruşu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah (الله) kelimesi, ibadet edilen, hayranlık duyulan ve kendisine yönelinen yüce varlığı ifade eder. Bu ayetteki 'tâ' harfi, yemin için kullanılan harf-i cerlerden biridir ve 'Allah' adına yemin edildiğini pekiştirir. Hz. İbrahim'in bu yemini, putlara karşı yapacağı eylemin ciddiyetini ve ilahi bir kararlılıkla hareket ettiğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah lafzı, bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, noksan sıfatlardan münezzeh olan zatın özel ismidir. Yemin (قسم) ise, bir sözü veya eylemi teyit etmek için Allah'ın adını anmaktır. Ayetteki yemin, Hz. İbrahim'in putları kırma eyleminin sıradan bir hareket değil, ilahi bir iradeye dayalı ve kesin bir karar olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Keyd (كيد), gizlice ve kurnazca yapılan bir planı veya tuzağı ifade eder. Bu ayette Hz. İbrahim'in putlara karşı 'keyd' kurması, onların acizliğini ortaya koyacak, onları etkisiz hale getirecek zekice bir eylem planladığını gösterir. Bu, putperestlerin inançlarını sarsmayı hedefleyen bir stratejidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Keyd, bazen iyi niyetli bir planı, bazen de kötü niyetli bir hileyi ifade edebilir. Bu ayetteki 'keyd', Hz. İbrahim'in putları kırma eylemini gizlice ve ustaca gerçekleştireceğini, böylece putperestlerin tepkisini ölçmeyi ve onları düşündürmeyi amaçladığını mecazi olarak anlatır. Bu, putların ilahlık iddialarını çürütmeye yönelik bir 'tuzak'tır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'keyd' kavramı, genellikle düşmanlara karşı uygulanan stratejik bir planı veya hileyi ifade eder. Hz. İbrahim'in putlara karşı 'keyd'i, putperestliğin temellerini sarsmak için akıllıca tasarlanmış bir eylemdir. Bu, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda putların anlamsızlığını ortaya koyan sembolik bir yıkımdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sanem (صنم), genellikle bir maddeye şekil verilerek yapılan ve kendisine tapınılan heykeldir. Bu ayette 'asnam' kelimesi, Hz. İbrahim'in kavminin taptığı, cansız ve aciz varlıkları ifade eder. Hz. İbrahim'in hedefi, bu cansız putların ilahlık iddialarını çürütmektir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sanem, putperestlerin tanrı olarak kabul edip ibadet ettikleri, genellikle taştan veya ağaçtan yontulmuş suretlerdir. Ayetteki 'asnam' kelimesi, Hz. İbrahim'in tevhid mücadelesinde hedef aldığı, Allah'tan başka tapılan tüm varlıkları kapsar ve onların değersizliğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'sanem' kelimesi, genellikle somut, elle tutulur putları ifade ederken, 'vesen' daha geniş anlamda tapınılan her şeyi kapsayabilir. Bu ayette 'asnam'ın kullanılması, Hz. İbrahim'in doğrudan kavminin taptığı heykellere yönelik bir eylem planladığını gösterir ve bu putların acizliğini ortaya koyma amacını taşır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Tevelli (تولي), bir yerden veya bir durumdan yüz çevirip ayrılmak anlamına gelir. Bu ayette 'tüvellû' fiili, kavmin bayram veya başka bir sebeple putların yanından ayrılmasını ifade eder. Hz. İbrahim, bu ayrılığı, putlara karşı eylemini gerçekleştirmek için uygun bir fırsat olarak değerlendirecektir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Vely (ولي) kökü, yakınlık ve takip anlamlarını içerir. Ancak 'tevelli' (تولي) babında kullanıldığında, bir şeyden yüz çevirmek, arkasını dönmek ve uzaklaşmak anlamını kazanır. Ayetteki 'tüvellû', kavmin putlardan uzaklaşmasını, böylece Hz. İbrahim'e eylemi için bir boşluk ve fırsat doğmasını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Edber (أدبر) fiili, arkasını dönmek, geri çekilmek anlamına gelir. 'Müdbirîn' (مدبرين) ise, arkasını dönüp gidenler demektir. Bu kelime, kavmin putların yanından tamamen uzaklaştığını, böylece Hz. İbrahim'in eylemini kimsenin görmeyeceği bir ortamın oluştuğunu pekiştirir. Bu durum, Hz. İbrahim'in planının bir parçasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Dübür (دبر), bir şeyin arkası demektir. 'Müdbirîn' kelimesi, kavmin putların bulunduğu yerden tamamen ayrıldığını, arkalarını dönüp gittiklerini mecazi olarak ifade eder. Bu, Hz. İbrahim'in putları kırma eylemini gerçekleştirmesi için uygun bir zaman dilimini işaret eder.
Enbiyâ Sûresi
“Veta(A)llâhi leekîdenne asnâmekum ba’de en tuvellû mudbirîn(e)” Vallahi yemin ederim ki; Siz dönüp gittikten sonra elbette putlarınıza bir oyun oynayacağım. (21/57)
Yâni, putlarınızı-sevdiklerinizi bir yere kapayıp nefsi eğlencelerinize gidince…[74]