İçeriğe atla
Enbiyâ 59Cüz 17 · Sayfa 327

Enbiyâ Sûresi 59. Âyet

الأنبياء

Sohbete sor

Kâlû men fe'ale hâżâ bi-âlihetinâ innehu lemine-zzâlimîn(e)

Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.

Enbiyâ Sûresi

“Kâlû men fe’ale hâzâ bi-âlihetinâ innehu lemine-zzâlimîn(e)” Dediler ki: İlâhlarımıza bunu kim yaptı ise şüphe yok ki, o zalimlerdendir. (21/59)


Hayal putunun ve diğerlerinin çevresinde toplanmış olan halk onların parçalandığını görünce bunu yapan (zâlim) lerden’dir, dediler. Bu sözlerinde kelime olarak isâbet vardı fakat anlam olarak kendi anlayışlarına göre bu işi yapan (zâlim) putlarını kırmak sûretiyle onlara (zulüm) etmiş olmaktaydı. O halde cezalandırılması gerekiyordu.

Ancak cenâb-ı Hakk’ın indinde ise, bu vasıf (zalûman cahulâ) idi. (Ahzab 33/72)

وَحَمَلَهَا الْإِنْسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولاً.................

33/72. onu “emâneti” insân yüklendi. şüphe yok ki, o, çok zâlim, çok bilgisiz oldu.

Bu Âyet-i Kerîme de zâtîdir, ifadesi çok geniştir yeri olmadığı için sadece (zâlim) kelimesine bakacağız başka kitap ve sohbetlerimizde bu Âyet-i Kerîmeden bahsetmiştik. Zâhiri mânâda putperestlerin kullandığı şekilde ve anlayışta bir (zâlim) lik olsaydı Cenâb-ı Hakk “emânet”i ni ki! Bu “emânet zât-î tecellî” si dir, onu bu şekilde anlaşılan bir (zâlim) e yükler miydi?

Hakk’ın yüklediği (kâne zalûmen) zâten kendisine ezelden yüklenmiş bir husus idi. Bilindiği gibi (kâne) kelimesi “idi” olarak kullanılır. Bu ise “mazi” geçmişteki bir hâli belirtir. Demek ki, bu hadise de verilen (zâlim-zalûm) lûk, büyük karanlık, “sevâd-ı a’zam” “a’ma’iyyet” in karanlığından çıkan “Nûr” u İlâhiyye’den gelen ilâhî hakikatlerin o mahalde zuhura çıkmasıdır. Diyebiliriz. İşte (zâlim-zulûm) un iki yönü vardır. Biri kaynağını “ezelden-a’maiyyetten” alan, diğeri ise kaynağını “nefs-i emmârenin cehennem-î karanlığından alan (zâlimlik) tir.

İşte Âyet-i Kerîme de, bahsedilen (Minezzâlî-mîne-zâlimlerdendir) ifadesi, İbrâhim (a.s.) tarafından “a’ma’iyyet” hakikatinden gelen ilâhî zulmet- karanlık. Kavm tarafından ise “nefsin” cehennem-î karanlığından gelen (zulüm-zâlimlik) ifadesidir. Evet orada bir hakikat-i keşfetmişler ancak kendi anlayışları ile değerlendirdiklerin den büyük suç unsuru olarak kabul etmişlerdir. مِنْ فِعْلِ (Men feale) kırma işini, “kim işledi” diye sorduklarında, eğer işleyenin İbrâhîm-in varlığında hakk’ın hâdî isminin o fiildeki fâil-i olduğunu bilselerdi, İbrâhîm-i suçlamazlardı. Bunu anlayamadılar, çünkü “müşrik idiler. Müşriklik ise “Esmâ-i İlâhiyye’yi bölmektir.[76]


قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ {الأنبياء/60}

“Kâlû semi’nâ feten yezkuruhum yukâlu lehu ibrâhîm(u)”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)