Yed'û min dûni(A)llâhi mâ lâ yedurruhu vemâ lâ yenfe'uh(u)(c) żâlike huve-ddalâlu-lbe'îd(u)
O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.
Hac Sûresi
O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. (22/12)
O Allah’ı bırakırdan ziyade Allah’tan ayrı olarak ne zarar ne fayda zarar veren şeylere tapar. Arap müşriklerinde “Allah” bilinci vardı ve putlara kendilerini yaklaştırma aracı olarak görmekte ve zararı ve faydası olmayan nesnelere önem atfederek şirk koşarak tevhid akidesini bozmaktaydılar.
“huve-ddalâlu-lbe’îd(u)” “hüve” “O” hakkın ilahi kimliğene “hüve” sine beşeri hüviyeti ile ortak olduğu için derin bir sapıklık “dallin” içindedir.
Mertebe-i Muhammed-î de, “mudil” (dâllîn) in kaldırılması değil, (veleddâllîn) gazaba oğramış (dâllîn) den eyleme denmiştir. Yâni “dâllîn” den uzaklaşılması istenmiştir. T.B.