Vemine-nnâsi men yucâdilu fi(A)llâhi biġayri ‘ilmin veyettebi'u kulle şeytânin merîd(in)
İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer.
İnsanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da her azılı şeytanın ardına düşer.
Bu ayet, Allah hakkında bilgisizce tartışan ve azgın şeytanlara uyan insanların durumunu ele almaktadır. Ayet, 'mücadele', 'ilim' ve 'şeytan' gibi temel kavramlar üzerinden, hakikatten uzaklaşmanın ve sapkınlığın kökenlerine işaret etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-d-l kökünden türeyen 'mücâdele', bir şeyi yere sermek, bükmek anlamından gelir. Tartışmada da kişi, karşısındakini kendi görüşüne çekmeye çalışır. Ayetteki 'yücâdilü' ifadesi, hakikati ortaya çıkarmak için değil, inatlaşma ve bilgisizliğe dayalı bir tartışmayı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): C-d-l fiili, bir konuda çekişmek, münakaşa etmek anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Allah hakkında 'bilgisizce' yapılan bir tartışmayı vurgulayarak, bu tür bir çekişmenin anlamsızlığını ve yanlışlığını ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'cidal' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını belirtir. Özellikle 'bilgisizce' yapılan cidal, hakikate ulaşmaktan ziyade, inatlaşma ve boş sözlerle zaman geçirme anlamını taşır. Bu ayette de Allah hakkında delilsiz tartışma bu olumsuz anlamdadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): A-l-m kökü, bir şeyin hakikatini idrak etmek, onu olduğu gibi bilmek anlamına gelir. Ayetteki 'biğayri ilmin' ifadesi, tartışmanın temelden yoksun, delilsiz ve bilgisizce yapıldığını vurgular. Bu, sadece bilgi eksikliği değil, aynı zamanda hakikati araştırmama ve körü körüne inatlaşma halidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İlim, bir şeyi olduğu gibi bilmek ve cehaletin zıddıdır. Ayetteki 'bilgisizce' ifadesi, Allah'ın varlığı, birliği ve sıfatları hakkında sağlam bir delile dayanmayan, zan ve tahminlere dayalı bir tartışmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ilim' kavramının Kur'an'da genellikle vahiy kaynaklı bilgi ve doğru anlayışla ilişkilendirildiğini belirtir. Bu ayette 'bilgisizce' tartışma, vahyin rehberliğinden uzak, kişisel heveslere dayalı bir tutumu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ş-t-n kökü, haktan uzaklaşmak, isyan etmek anlamına gelir. Şeytan, bu kökten türeyerek, insanı doğru yoldan saptıran, onu azdıran ve isyana teşvik eden varlığı ifade eder. Ayetteki 'her azılı şeytan' ifadesi, bu saptırıcı gücün çeşitliliğini ve yaygınlığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şeytan, haktan uzaklaşan, isyan eden her türlü varlık için kullanılır. Bu, cinlerden olabileceği gibi, insanlardan da olabilir. Ayetteki bağlamda, Allah hakkında bilgisizce tartışanları saptıran, onları yanlış yola sevk eden her türlü kötü etkiyi ve varlığı kapsar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şeytan' kavramının Kur'an'da sadece İblis'i değil, aynı zamanda insanları kötülüğe sevk eden her türlü kötü gücü ve eğilimi ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'her azılı şeytan', insanları Allah hakkında bilgisizce tartışmaya iten iç ve dış tüm kötü etkileri kapsar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): M-r-d kökü, isyan etmek, başkaldırmak, haddi aşmak anlamına gelir. 'Merîd', isyanında ve azgınlığında ileri gitmiş, artık yola gelmez hale gelmiş olanı ifade eder. Ayette 'şeytan' kelimesiyle birlikte kullanılması, bu şeytanların sadece saptırıcı değil, aynı zamanda azgın ve inatçı olduklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): M-r-d, bir şeyden sıyrılıp çıkmak, çıplak kalmak anlamından gelir. Mecazi olarak, isyanda ve azgınlıkta haddi aşarak her türlü iyilikten sıyrılmış olanı ifade eder. Ayetteki 'merîd' sıfatı, şeytanın kötülükteki aşırılığını ve insanları saptırmadaki kararlılığını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Merîd, isyanda ve azgınlıkta son noktaya ulaşmış, artık ıslahı mümkün olmayan kimse veya varlık için kullanılır. Bu ayette, Allah hakkında bilgisizce tartışanların peşinden gittiği şeytanların ne denli tehlikeli ve sapkın olduğunu gösterir.
Hac Sûresi
“Vemine-nnâsi men yucâdilu fi(A)llâhi bigayri ilmin veyettebi’u kulle şeytânin merîd(in)” İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı hâlde, Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer. (22/3)
İnternetten dinlediğim bir yorumcu bir konu hakkında “sen evliyasının evvelden haber alıyorsun” diye bir ifade kullandı. İşte bu konu hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde Alllah hakkında tartışıldığı açıktır. Şeytan ise kişinin nefsi emaresinin faaliyet sahasıdır. Ve nefsi emaresinin vehim ve hayali peşinde koşar durur. Varacaı yer yine hayaldir.
Yeri gelmişken;
Velâyet! (zuhur halini kadîm haline dönüştürmektir) ifadesinin özet açılımı budur diyebiliriz. Kulu yapmış olduğu nefs terbiyesi almış olduğu irfaniyyet hakikatleriyle nefsini tanıdıkça kendinde var olan gerçek hakikati anladığında kendinde nefsine ait bir şey kalmadığını da, anladığında işte o zaman (zuhur hali yani “beşeriyyet-i” kadîm haline yani “hakikatine” dönüşmektedir.)
“Zuhur hali” demek hakk’tan en uzak mevkî de perdelenmiş olarak nefsinde zâhir olmak, demektir. “Kadim hali” ise kişinin (â’yan-ı sabitesi) ve “vene-fahtü” hakikatiyle bâtın da ki gerçek ilâhi kimliğidir. İşte Velâyet zâhir varlığını ilâhi kimliğine (Veli) etmesi (yaklaştırması) ve onda (nefiy) yok etmesidir.
İşte bu haliyle yaşayan, görüntü de olan o beden Hakk’ın velisi yani zuhur mahalli ve zât-î tecelligâhıdır. Bu da ancak gerçek bir eğitim ve irfaniyyet mesleğidir. Ciddi düzenli, mutlak bir bilinç ve irfaniyyet isteyen bir husustur, eğiten ve eğitilen iki tarafında kaabiliyetli olması gerekir ve yaklaşık ortalama (15/20) seneye ihtiyaç vardır. Ancak sistemsiz bir uygulama ile nice (15/20) seneler geçse yine de hiç bir netice alınamaz.[6]
İşte görüldüğü gibi verilen örnekteki kişi Allah-Uluhiyet bilgisi ilmi olmadan Allah-Uluhiyet bilgisi hakkında tartışmaktadır. Evliya evvelden değil hakikatinin evvelinden haber alandır.