Velleżîne se'av fî âyâtinâ mu'âcizîne ulâ-ike ashâbu-lcahîm(i)
Ayetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir.
Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. Böyle de ve temennilere uyma. Çünkü:
Hac Suresi 51. ayet, Allah'ın ayetlerini geçersiz kılmaya veya bozmaya çalışanların akıbetini bildirmektedir. Ayet, 'sa'y', 'âyât' ve 'mu'âcizîn' gibi temel kavramlar üzerinden bu çabanın niteliğini ve sonucunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sa'y' kelimesini 'hızlı yürüyüş' veya 'bir amaca ulaşmak için gösterilen çaba' olarak tanımlar. Ayetteki 'سَعَوْا۟ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا' ifadesi, Allah'ın ayetlerini geçersiz kılmak, bozmak veya onlara karşı çıkmak için gösterilen yoğun ve kasıtlı çabayı ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sa'y'i 'bir şeyi elde etmek için gösterilen gayret' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda bu gayret, ilahi ayetlerin hakikatini örtbas etme veya onlara karşı koyma yönündedir, bu da olumsuz bir çabayı işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki fiillerin genellikle bir amaca yönelik eylemleri ifade ettiğini belirtir. 'Sa'y' burada, Allah'ın ayetlerine karşı kasıtlı ve aktif bir muhalefet eylemini, onları etkisiz hale getirme veya çarpıtma çabasını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da hem 'mucizeler' hem de 'Kur'an'ın cümleleri' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'ayetlerimizi' ifadesi, hem Allah'ın evrendeki delillerini hem de vahyedilen Kur'an ayetlerini kapsar, bu ikisine karşı yapılan bir çabayı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'âyât'ın 'alametler' ve 'işaretler' anlamına geldiğini vurgular. Ayetteki 'âyâtinâ' ifadesi, Allah'ın gönderdiği açık delilleri ve mesajları ifade eder ki, bunlara karşı çıkmak, ilahi hakikate karşı gelmek demektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ayet' kelimesinin 'açık alamet', 'işaret' ve 'delil' anlamlarına geldiğini, Kur'an'da ise Allah'ın varlığına ve birliğine delalet eden her şeyi kapsadığını belirtir. Ayetteki bağlamda, bu ayetlere karşı 'sa'y' etmek, bu delilleri geçersiz kılmaya çalışmaktır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mu'âcizîn' kelimesini 'birbirini aciz bırakmaya çalışanlar' veya 'bir şeyin önüne geçmeye çalışanlar' olarak açıklar. Ayetteki kullanım, Allah'ın ayetlerini etkisiz kılmaya, onların hükmünü geçersiz saymaya veya onlardan kaçmaya çalışanları ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'aciz' kökünden türeyen 'mu'âciz' kelimesinin 'birini aciz bırakmaya çalışmak, onu geçmek, ondan kaçmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'mu'âcizîn' ifadesi, Allah'ın ayetlerinin gücünü ve etkisini kırmaya, onları aşmaya veya onlardan kurtulmaya çalışanları tasvir eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mu'âcizîn' kelimesinin 'bir şeyi geçersiz kılmaya çalışanlar' veya 'bir şeyin önüne geçmeye çalışanlar' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, Allah'ın ayetlerinin hükmünü ve geçerliliğini ortadan kaldırma çabasını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mu'âcizîn' kelimesinin Kur'an'da genellikle ilahi kudretin veya hükmün önüne geçilemeyeceğini vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Burada ise, bu tür bir çabanın beyhudeliğini ve cezasını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sahib' kelimesini 'bir şeye sürekli bağlı olan, onunla birlikte bulunan' olarak açıklar. 'Ashâbu'l-Cahîm' ifadesi, cehennemin sakinleri, onunla ayrılmaz bir bütün haline gelenler anlamındadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sahib' kelimesinin 'bir şeye sahip olan, onunla birlikte olan veya ona ait olan' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ashâbu'l-cahîm' ifadesi, bu kişilerin cehennemin ehli olduğunu, onunla özdeşleştiğini ve ebediyen orada kalacaklarını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'cahîm' kelimesini 'şiddetli ateşi olan yer' olarak tanımlar. Bu, cehennemin en şiddetli ve yakıcı tabakalarından birini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'cahîm'in 'derin ve şiddetli ateş' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ashâbu'l-cahîm' ifadesi, Allah'ın ayetlerine karşı çıkanların karşılaşacağı nihai ve şiddetli azabı tasvir eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'cahîm' kelimesini 'alevleri yükselen, şiddetli ateş' olarak açıklar. Bu, Kur'an'da sıkça geçen bir cehennem tasviridir ve ayetteki bağlamda, ilahi ayetlere karşı gelenlerin hak ettiği cezayı gösterir.
Hac Sûresi
“Vellezîne se’av fî âyâtinâ mu’âcizîne ulâ-ike ashâbu-lcahîm(i)” Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. (22/51)
“Âyâtinâ” Bizim âyetlerimiz, bizim işaretlerimiz “Na” biz ifadesiyle zâtidir. Bizim zatımızın işaretlerimizi etkisiz bırakmak isteyenler onun örtüp gizleme çalışanlar “mu’âcizîne” aciz olmuşların ta kendileridir. Nefsi emarelerinin acziyeti içinde cehennem ateşindedirler.