İçeriğe atla
Mü'minûn 28Cüz 18 · Sayfa 344

Mü'minûn Sûresi 28. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Fe-iżâ-steveyte ente vemen me'ake ‘alâ-lfulki fekuli-lhamdu li(A)llâhi-lleżî neccânâ mine-lkavmi-zzâlimîn(e)

Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: "Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah'a hamd olsun" de.

Mü'minûn Sûresi

"İsteveyte … ale'l-fulk" (Gemiye yerleştiğiniz zaman): Burada kullanılan "istivâ" fiili "doğrulmak, düzelmek, olgunlaşmak, yerleşmek" anlamlarına gelir. Bu, sâdece gemiye binmek değil, orada temkîn ve istikrâr bulmak, dengeye kavuşmak demektir. Bu hâl zâhiren, Nûh tûfanının sona ermesini ve dalgaların azalmasıyla ortamın sâkinlemesini ifâde eder.

Bâtınen ise sâlikin, kendisini hakîkatten alıkoyan büyük çaplı nefsânî dalgalanmalarından kurtulmasıdır. Bu kurtuluş ve istikrâr, nefsin emmâre ve levvâme mertebelerini geride bırakarak, mülhimede gelen ilhâm ile Hakîkat-i Muhammedî teknesine binmesi ve nefs tufanından kurtularak mutmainne mertebesine ulaşmasıdır. Burası, tarîkat mertebesinin başlangıcıdır.

"Fe-kuli'l-hamdu lillâhillezî" (De ki: O Allâh'a hamd olsun): Burada sözü edilen "hamd" teşekkür mâhiyetinde olan bir hamd'dır. Hamdın (9) mertebesi vardır. Bunlardan ilk (8)'i Terzi Baba'nın 5-Salât isimli kitabında, (9)'uncusu ise (13) ve Hakîkat-i İlâhiyye kitabında îzâh edilmiştir.

"Neccânâ minel kavmiz zâlimîn" (Bizi zâlim kavmin elinden kurtaran): Daha evvel de belirtildiği gibi, Nûhiyyet necât (kurtuluş) mertebesidir. Zâlim kavimden maksad, zâhiren Nûh kavminin çoğunluğunu oluşturan kâfirler topluluğudur; bâtınen ise kişiyi hakîkatin nûrundan alıkoyan ve karanlıkta bırakan nefs-i emmâre ve levvâme kuvvetleridir.


Âyet 29

وَقُلْ رَبِّ اَنْزِلْن۪ي مُنْزَلاً مُبَارَكاً وَاَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ

~ ~ ~
Ve kul rabbi enzilnî munzelen mubâreken ve ente hayrul munzilîn.

Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın."


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)