İçeriğe atla
Mü'minûn 64Cüz 18 · Sayfa 346

Mü'minûn Sûresi 64. Âyet

المؤمنون

Sohbete sor

Hattâ iżâ eḣażnâ mutrafîhim bil'ażâbi iżâ hum yec-erûn(e)

Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.

Mü'minûn Sûresi

"Mutrafîhim" kelimesi Arapça'da "t-r-f" kökünden türetilen "mutraf" kelimesinin çoğul hâlidir ve "zengin/refâh içindeki kimseler" anlamına gelir. Bunlar, sâhip oldukları zâhirî ve maddî zenginliğin büyüsüne kapılarak Hakk karşısındaki mutlak "fakr"larını unutan, kendilerini Hakk'tan bağımsız (müstağnî) gören, kendi cismânî zenginliklerinin kendilerine yeteceğini zanneden kimselerdir.

"Ehaznâ ... bil-âzâbi" (Azâb ile yakaladığımız zaman): Buradaki "azâb" bâtınen, Hakk ve hakîkatin âniden zuhûr etmesiyle, hicâb perdesinin yırtılması, nefsin sahte benliğinin ve müstağnîlik iddiâsının paramparça olmasıdır. O âna kadar kendini "fâil" ve "var" zanneden, zâhirî güç ve servetiyle böbürlenen nefs, birden bire kendine atfettiği gücün bir yanılsamadan ibâret olduğunu anlar; âcizliğini, hiçliğini ve Hakk'a ne denli muhtaç olduğunu fark eder. İşte bu şok edici yüzleşme, onun için en büyük azâbtır.

"İzâ hum yec'erûn" (Bakmışsın ki feryâd edip duruyorlar): Ve nefs o ânda feryâd başlar. "Yec'erûn" fiili, basit bir yardım çağrısından daha fazlasını, can havliyle, yüksek sesle, inleyerek ve yalvararak feryâd etmeyi ifâde eder. Sahte saltanatı yıkılan nefs, kendi güçsüzlüğünü çâresizce îtiraf ederek, daha önce yüz çevirdiği merhamet kapısını şiddetle çalmaya başlar. Âyet, kibirli bir sessizlik ve ilgisizliğin, yerini nasıl acı dolu bir feryâda bıraktığını gözler önüne serer.


Âyet 65

لَا تَجْـَٔرُوا الْيَوْمَ اِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ

Lâ tec'erûl yevme innekum minnâ lâ tunsarûn.

Boşuna feryâd edip durmayın bugün. Zîrâ bizden yardım görmeyeceksiniz.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)