Femeni-bteġâ verâe żâlike feulâ-ike humu-l'âdûn(e)
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
Mü'minûn Sûresi
"Âdûn" (Haddi aşanlar): Hudûdu, yani Hakk'ın belirlediği yukarıda belirtilen sınırları aşanlardır. Zâhiren, Allâh'ın emir ve yasaklarını ihlâl edenlerdir.
Bâtınen haddi aşmak; nefsini terbiye edip onu aklına ve rûhuna meşrû bir "eş" kılmak yerine, onun kontrolsüz hevâ-sına köle olmaktır. Diğer ifâdeyle, bedenini ve tüm kuvvelerini aklın ve rûhun denetimine ("sağ el") vermek yerine, nefsinin esâretine ("sol el") terk etmek haddi aşmaktır.
Daha genel ma'nâda, kendine âit müstakil bir varlık vehmederek, Hakk'a âit olan varlık mülkünde O'na ortaklık taslamak, "Hakk'ın hudûdu şuraya kadar eşyânın hudûdu da şuraya kadar" gibi hükümler vermek haddi ve tevhîd hudûdunu çiğnemektir. Bu, Allâh'ın geçici olarak vermiş olduğu emânet-lere sâhip çıkmaya, gasp etmeye kalkışarak O'na ihânet etmektir.
وَالَّذٖينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ
~ ~ ~
Vellezîne hum liema'nâtihim ve ahdihim râûn.
Yine onlar ki, emânetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.