Velleżîne hum ‘alâ salevâtihim yuhâfizûn(e)
Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.
Mü'minûn Sûresi
Salâtı muhâfaza etmek dört şekilde düşünülebilir. Birinci-si, salâtlarını vaktinde, şartlarına, rükünlerine ve a'dâbına (ta'dîl-i erkânına) riâyet ederek titizlikle kılmaktır. İkincisi, salât esnâsında kalbi mâsivâdan, vesveselerden ve dünyevî meşgalelerden koruyarak, aklını ve gönlünü Hakk'a yönlendirmek ve ikinci âyette belirtilen "salâtihim hâşiûn" hâlinde olmaktır. Bunun zıttı "salâtihim sâhûn" yâni salâtından gaflette olmak, yanılmaktır (Mâ'ûn 107/5). Üçüncüsü, salâtta gönlüne ilhâm olunan vahdet şuuru ile ilâhî feyz ve nûrları, salât sonrasında da korumak ve hebâ etmemektir. Dördüncüsü,"salât-ı dâimûn" yaşantısına vâsıl olup her an, her nefeste, şuurda ve idrâkte Hakk ile birlikte olmaktır. Burada yapılan fiilin adına "ubûdet" denir ki, bu Hakk'ın kulluk mertebesinden, kulunda kul olarak, kendinden kendine olan ibâdetidir. İbâdet kulun fiilidir, ubûdet ise Hakk'ın fiilidir.
اُولٰئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ
~ ~ ~
Ulâike humul vârisûn.
İşte bunlar vâris olanların ta kendileridir.
اَلَّذٖينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
~ ~ ~
Ellezîne yerisûnel firdevs, hum fîhâ hâlidûn.
Onlar Firdevs cennetlerine vâris olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.