Velevlâ fadlu(A)llâhi ‘aleykum verahmetuhu veenna(A)llâhe raûfun rahîm(un)
Allah'ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, haliniz nice olurdu?
Ya sizin üstünüze Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı; Allah çok şefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)?
Nûr Suresi 20. ayet, Allah'ın kullarına yönelik lütuf ve merhametinin, O'nun raûf ve rahîm sıfatlarının bir tecellisi olduğunu vurgular. Ayet, bu ilahi sıfatların olmaması durumunda insanların karşılaşacağı zorluklara işaret ederek, Allah'ın affediciliğini ve şefkatini ön plana çıkarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fazl (فضل), bir şeyin aslından fazla olması, ziyadeleşmesi anlamına gelir. Allah'ın fazlı ise, O'nun kullarına hak etmedikleri halde verdiği nimetler, ihsanlar ve lütuflardır. Ayetteki bağlamda, Allah'ın müminlere yönelik affediciliği ve cezayı ertelemesi bu fazlın bir göstergesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fazl (فضل), Allah'ın kullarına olan ihsanıdır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın müminlere olan lütfunu ve onlara karşı gösterdiği müsamahayı ifade eder. Eğer bu fazl olmasaydı, insanlar günahları sebebiyle hemen cezalandırılırdı.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Fazl (فضل), Kur'an'da genellikle Allah'ın cömertliğini, lütfunu ve bağışlayıcılığını ifade eden merkezi bir kavramdır. Bu ayette, Allah'ın kullarına karşı gösterdiği merhametli tutum ve günahlarına rağmen onlara mühlet vermesi, O'nun fazl sıfatının bir yansımasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet (رحمة), acımayı, şefkat göstermeyi ve iyilik yapmayı ifade eder. Allah'ın rahmeti ise, O'nun kullarına yönelik geniş kapsamlı lütfu, bağışlaması ve onlara acımasıdır. Ayetteki bağlamda, Allah'ın rahmeti, müminlerin günahlarına rağmen hemen cezalandırılmamalarının ve tövbe etme fırsatı bulmalarının temel nedenidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Rahmet (رحمة), Allah'ın kullarına olan şefkati ve onlara iyilik etme arzusudur. Bu ayette, Allah'ın rahmeti, O'nun kullarına karşı gösterdiği müsamaha ve günahlarını affetme eğilimi olarak anlaşılmalıdır. Bu rahmet olmasaydı, insanlar amellerinin karşılığını anında görürlerdi.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rahmet (رحمة), Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olarak geçer ve O'nun yaratılmışlara karşı sonsuz şefkatini, merhametini ve bağışlayıcılığını ifade eder. Nûr Suresi 20. ayetteki kullanımı, Allah'ın kullarına olan bu engin rahmetinin, onların hatalarına rağmen hemen cezalandırılmamalarının ve tövbe kapısının açık kalmasının güvencesi olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ra'ûf (رَءُوفٌ), rahmetten daha şiddetli bir şefkat ve acıma halini ifade eder. Bu, bir kimsenin başkasına karşı duyduğu aşırı merhamet ve şefkattir. Allah'ın Ra'ûf olması, O'nun kullarına karşı duyduğu derin şefkati ve onlara zarar gelmesini istememesini vurgular. Ayetteki bağlamda, Allah'ın bu sıfatı, günahkâr kullarına bile hemen ceza vermemesinin ve onlara mühlet tanımasının nedenidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Ra'ûf (رَءُوفٌ), rahmetin en üst derecesidir; şiddetli merhamet ve şefkat anlamına gelir. Allah'ın Ra'ûf olması, O'nun kullarına karşı gösterdiği özel bir lütuf ve acıma halidir. Bu ayette, Allah'ın bu sıfatı, O'nun kullarına karşı olan engin şefkatinin ve onlara hemen ceza vermemesinin bir delili olarak zikredilmiştir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Ra'ûf (رَءُوفٌ), aşırı merhametli ve şefkatli demektir. Bu sıfat, Allah'ın kullarına karşı duyduğu derin acımayı ve onlara kolaylık sağlamayı ifade eder. Nûr Suresi 20. ayette, Allah'ın Ra'ûf olması, O'nun kullarına yönelik affediciliğinin ve onlara mühlet vermesinin bir gerekçesi olarak sunulur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm (رَّحِيمٌ), rahmet sıfatının sürekliliğini ve daimi oluşunu ifade eden bir sıfattır. Allah'ın Rahîm olması, O'nun kullarına olan merhametinin kesintisiz olduğunu ve ahirette de müminlere özel olarak tecelli edeceğini gösterir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın Rahîm sıfatı, O'nun kullarına olan genel ve sürekli merhametinin bir ifadesidir ve bu merhamet olmasaydı, insanlar günahları yüzünden hemen cezalandırılırdı.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm (رَّحِيمٌ), merhameti çok olan ve bu merhametini sürekli gösteren demektir. Allah'ın Rahîm sıfatı, O'nun kullarına olan genel ve sürekli lütfunu ve bağışlayıcılığını vurgular. Bu ayette, Allah'ın Rahîm olması, O'nun kullarına karşı gösterdiği affediciliğin ve onlara mühlet vermesinin temel nedenlerinden biridir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahîm (رَّحِيمٌ), Allah'ın rahmet sıfatının mübalağalı ve sürekli tecellisini ifade eder. Bu sıfat, Allah'ın kullarına olan şefkatinin ve bağışlayıcılığının sadece bu dünyada değil, ahirette de devam edeceğini gösterir. Nûr Suresi 20. ayette, Allah'ın Rahîm olması, O'nun kullarına karşı olan engin ve sürekli merhametinin, onların hatalarına rağmen hemen cezalandırılmamalarının bir güvencesi olduğunu belirtir.
Nûr Sûresi
“Velevlâ fadlu(A)llâhi aleykum verahmetuhu veenna(A)llâhe raûfun rahîm(un)” Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu? (24/20)