Yevme teşhedu ‘aleyhim elsinetuhum veeydîhim veerculuhum bimâ kânû ya'melûn(e)
(23-24) İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü'min kadınlara zina isnat edenler, gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.
O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir.
Nûr Suresi 24. ayet, kıyamet gününde insanın kendi azalarının işlediği fiillere şahitlik etmesini konu almaktadır. Ayet, özellikle 'şahitlik', 'dil', 'el', 'ayak' ve 'amel' kavramları üzerinden ahiret sorumluluğunu ve bedenin bu sorumluluktaki rolünü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ş-h-d kökü, bir şeyin hazır bulunması ve onu gözlemlemesi anlamına gelir. Ayetteki 'teşhedü' fiili, azaların bizzat hazır bulunarak ve idrak ederek kişinin amellerine tanıklık etmesini ifade eder. Bu, sadece bir bildirim değil, aynı zamanda bir ispat ve delil sunma eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'teşhedü' fiilini mecazi bir anlatım olarak değerlendirir. Azaların konuşması ve şahitlik etmesi, aslında Allah'ın o azaları konuşturması ve onların aracılığıyla hakikati ortaya çıkarmasıdır. Bu, inkârın mümkün olmadığı bir durumu tasvir eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şehâdet' kavramının Kur'an'da hem tanıklık etme hem de bir hakikati onaylama anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu ayette, azaların şahitliği, insanın kendi fiillerini inkâr edemeyeceği, objektif ve somut bir delil sunma eylemi olarak karşımıza çıkar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'elsinetühüm' kelimesini, konuşma ve ifade etme organı olan dil olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, dilin kendi sahibinin aleyhine konuşması, dünyada sarf edilen kötü sözlerin veya yalanların ahirette bir delil olarak ortaya konulacağını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): L-s-n kökü, konuşma ve dil anlamına gelir. Râgıb, dilin hem hayır hem de şer için kullanılabileceğini belirtir. Bu ayette ise dilin, kişinin işlediği günahları itiraf etmesi veya aleyhine şahitlik etmesi şeklinde bir fonksiyon üstlendiği vurgulanır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, dilin Kur'an'da sadece bir organ olarak değil, aynı zamanda bir ifade aracı ve kimlik belirleyici olarak da kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'elsinetühüm', kişinin sözlü eylemlerinin ve niyetlerinin bir yansıması olarak ahiretteki hesaplaşmada merkezi bir rol oynayacağını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'eydîhim' kelimesini, tutma, yapma ve eylemde bulunma organı olan el olarak açıklar. Ayette elin şahitliği, kişinin dünyada eliyle işlediği her türlü fiilin, hırsızlıktan yardıma kadar, ahirette bir delil olarak sunulacağını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): El-Kefevî, 'yed' kelimesinin mecazi olarak güç, kudret ve tasarruf anlamına da gelebileceğini belirtir. Ancak bu ayetteki kullanımı, doğrudan fiziksel elin, yani kişinin iradesiyle gerçekleştirdiği somut eylemlerin şahitliğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): El-Halebî, 'ercülühüm' kelimesini, yürüme ve hareket etme organı olan ayak olarak açıklar. Ayakta, kişinin dünyada nereye gittiği, hangi amaçla yürüdüğü gibi eylemlerin ahirette ortaya konulacağını ifade eder. Bu, kişinin niyet ve eylemlerinin bütüncül bir resmini sunar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ricl' kelimesinin sadece fiziksel ayak anlamına gelmediğini, aynı zamanda bir yere yönelme ve bir amaca doğru ilerleme anlamlarını da taşıdığını belirtir. Ayetteki ayakların şahitliği, kişinin hayat yolculuğundaki tüm yönelimlerini ve tercihlerini kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): A-m-l kökü, iradeye dayalı olarak yapılan her türlü iş ve eylem anlamına gelir. Râgıb, 'amel'in sadece fiziksel eylemleri değil, aynı zamanda kalbin ve zihnin eylemlerini de kapsadığını belirtir. Ayetteki 'ya'melûne', azaların şahitlik edeceği tüm bu kapsamlı eylemleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'amel' kavramının Kur'an'da 'fiil'den daha geniş bir anlam taşıdığını, genellikle ahlaki bir değer yargısı içeren, bilinçli ve sorumlu eylemleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, azaların şahitliği, kişinin ahlaki sorumluluk taşıyan tüm eylemlerini kapsar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'amel' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'salih amel' ve 'seyyi' amel' şeklinde iki ana kategoriye ayrıldığını ve bu ayrımın ahiret hesabında merkezi bir rol oynadığını vurgular. Ayetteki 'ya'melûne', kişinin iyi veya kötü tüm amellerinin kayıt altına alındığını ve azalar tarafından tasdik edileceğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.