İçeriğe atla
Nûr 61Cüz 18 · Sayfa 358

Nûr Sûresi 61. Âyet

النور

Sohbete sor

Leyse ‘alâ-l-a'mâ haracun velâ ‘alâ-l-a'raci haracun velâ ‘alâ-lmerîdi haracun velâ ‘alâ enfusikum en te/kulû min buyûtikum ev buyûti âbâ-ikum ev buyûti ummehâtikum ev buyûti iḣvânikum ev buyûti eḣavâtikum ev buyûti a'mâmikum ev buyûti ‘ammâtikum ev buyûti aḣvâlikum ev buyûti ḣâlâtikum ev mâ melektum mefâtihahu ev sadîkikum(c) leyse ‘aleykum cunâhun en te/kulû cemî'an ev eştâtâ(en)(c) fe-iżâ deḣaltum buyûten fesellimû ‘alâ enfusikum tahiyyeten min ‘indi(A)llâhi mubâraketen tayyibe(ten)(c) keżâlike yubeyyinu(A)llâhu lekumu-l-âyâti le'allekum ta'kilûn(e)

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin. İşte Allah, düşünesiniz diye ayetleri size böyle açıklar.

Nûr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Leyse alâ-l-a’mâ haracun velâ alâ-l-a’raci haracun velâ alâ-lmerîdi haracun velâ alâ enfusikum en te/kulû min buyûtikum ev buyûti âbâ-ikum ev buyûti ummehâtikum ev buyûti ihvânikum ev buyûti ehavâtikum ev buyûti a’mâmikum ev buyûti ammâtikum ev buyûti ahvâlikum ev buyûti hâlâtikum ev mâ melektum mefâtihahu ev sadîkikum leyse aleykum cunâhun en te/kulû cemî’an ev eştâtâ(en) fe-izâ dehaltum buyûten fesellimû alâ enfusikum tahiyyeten min indi(A)llâhi mubâraketen tayyibe(ten) kezâlike yubeyyinu(A)llâhu lekumu-l-âyâti le’allekum ta’kilûn(e)” Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. (24/61)


"Mallarınızı aranızda haksız sebeblerle yemeyin" (Bakara, 2/188) âyeti indirildikten sonra kör, topal, hasta, özürlü, fakir müslümanlar, sağlam kimseler tiksinirler ve rızaları olmaz diye beraber yemek yemekten sakınır veya bir kimse bunları kendi evinden başka akraba ve sevdiklerinden birinin evine yemeğe götürecek olsa, belki hoşlanmazlar diye çekinir olmuşlardı. Bir de muharebeye gidenler, öyle savaş gazisi yaralıları ve zayıf fakir kimseleri evlerine bırakırlar ve anahtarlarını teslim edip içlerindeki yiyeceklerden yemelerine izin verir giderlerdi. Fakat onlar bulunmadıkları için izinleri gönül rızası ile olmaz diye korkarlar, gereğinden fazla sakınırlardı. Bir de bazı kimseler, kendi evlerinden başkasında yemek yemekten çekinir, bazı müminler de ayrı yemekten sakınır, ne olursa olsun misafirle beraber yemek isterdi; hatta misafir bulunmazsa bütün gün bekleyen kimseler olurdu. "A'maya zorluk yoktur..." âyeti de bu sebeple ve bu durumlara açıklık getirmek üzere indirilmiştir...[73]

Kudsi Hadis-i Şerifte;

“Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.”[74] Buyurulmaktadır.

Kurb-u Nevafil denilen hakiki sünnet yaşamını anlatan bu hadisi şerifle anlamaya çalışırsak.

Bu hale gelmeden hakikat yolunda kişi kör, topal, eli yok, kulağı yok hükmünde ma’nevi bir hastadır. Eğer yol ehli ise onun için zorlama ve güçlük yoktur. Sabırlan yolunuza devam edin… Hakk sizin âletiniz olacaktır.

Zâhirde eli olmayıp ta ma’nevi yolda eli olanın hali 27. Âyette Mesnevi-i Şerif Şeyh-i Akta’ın kerametleri ve onun iki el ile zenbil örmesi hikayesi olarak alıntılanmıştı.

Yine Mesnevi-i şerif beyitlerinde;

70. Eğer sen kör isen amaya teklîf yoktur; ve eğer değil isen, git ki sabır sürürün anahtarıdır.

Eğer havâss-i zâhiren kalbinin gözüne perde çekmiş olması sebebiyle ha- kîkat-ı vücûdu müşâhededen kör isen, (Nûr, 24/61) [A’mâ-ya güçlük yoktur] âyet-i kerîmesi mûcibince a’mâya teklîf yoktur. Bu halde, mücmel olan îmân-ı gaybî ile iktifâ et; ve sana bu hâlin içinde müşâhede-i hakîkat teklîfı câiz değildir. Ve eğer tâlib-i hakîkat isen, git tarîk-ı Hakk’a sülük edip, mücâhede zorluklarına sabret! Zîrâ sabır meserretin anahtarıdır, ya’ni sabır ile murâdına erip sevinirsin.

71. Sabrın ilâcı hem gözün perdelerini yakar, hem de sadrı şerh eder.

Hak yolunun mücâhedesinde sabretmek, kalb gözünün perdeleri olan havâss-i zâhire hükmünü kaldınr. Nitekim güneş doğduğu vakit yıldızlann ziyaları gizlenir ki, buna ilm-i nücûmda “ihtirâk” derler. Kalb gözü güneş gibi ve havâss-i zâhire dahi yıldızlar gibidir. Kalb gözünün güneşi doğunca ha- vâssi yakar ve aynı zamanda sadra da genişlik verir; artık ehl-i sûret gibi âlemin germ ü serdinden ona sıkıntı ve darlık gelmez.

1530. Noksân-ı beden için, Kur'ân'da "Mâ ale'l-a'mâ haraç" diye ferec geldi.

Sûre-i Nûr’da olan âyet-i kerîmeye işâret buyurulur: (Nûr, 24/61). Ya’ni “A’mâ üzerine teklîf ve meşakkat yoktur ve sakat olana da meşakkat yoktur ve hastaya da teklîf ve meşakkat yoktur” demek olur. Bu ise a’zâ noksanları ve cisim ma’lûlleri hakkında bir ferec[75] ve sürürdür. “Nübî" Kur’ân ma’nâsınadır.[76]

Bu âyetin sayısal değeri 24+61= 85 dir. 8+5= 13 dür. 5 hazret mertebesi, 8 Cennet ve Hazret-i Muhammedin şifre rakamı ile bağlantıdır.

Kendi evlerinizde; Kendi gönül evinizde gelen ma’nâları kendinize mal etmenizde, Veya babalarınızın evlerinde; Akl-ı küll mertebesi ilminden gelen ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde, Veya annelerinizin evlerinde; Nefsi vahide mertebesi ilminden gelen ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde, Veya erkek kardeşlerinizin evlerinde; birimsel aklınız ile elde ettiğiniz ilminden gelen ma’nâ yemeği yemenizde; Veya kız kardeşlerinizin evlerinde; Nefis mertebelerinin ilminden gelen ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde, Veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde; Esmâ-i ilâhiyye mertebesinden gelen ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde, Veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde; Ef’âl-i İlâhiyyeden anahtarlarına sahip olduğunuz ilimlerden gelen ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde,

Ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. İrfan ehlinin gerçek dostu Hakk’tır. Hakk’ın evinde Hakk’tan gelen ilhami ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde, Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.

Bir arada yemek yemek “Ve nefahtu” Hakk’ın nefhasının üflendiği irfan sohbetlerinde gelen ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde bir sakınca yoktur.

Kendi kendinize kaldığınızda ilmi çalışmalar ve tefekkür ile gelen ilmi ma’nâları alıp kendinize mal etmenizde bir sakınca yoktur.

Yalnız yine tedbiri elden bırakmayıp bu gelenleri şeriat ölçüsünde geçirip, ondan sonra kullanmak ve kulanıma sunmak daha güvenlidir.

Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin.

Her bir mertebe ve mertebe ehlinin makamına girdiğiniz zaman selam ve esenlik dileyin.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)