Vekavme nûhin lemmâ keżżebû-rrusule aġraknâhum vece'alnâhum linnâsi âye(ten)(s) vea'tednâ lizzâlimîne ‘ażâben elîmâ(n)
Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır.
Bu ayet, Nuh kavminin peygamberleri yalanlaması sonucu uğradığı helakı ve bunun diğer insanlar için bir ibret oluşunu anlatmaktadır. Dilbilimsel olarak, helak, ibret ve azap kavramları üzerinden ilahi adaletin tecellisi vurgulanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kezzabe (كَذَّبَ) fiili, bir şeyi yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Nuh kavminin peygamberlerin tebliğ ettiği hakikatleri ve uyarıları reddetmesi, onları yalancı çıkarmasıdır. Bu, sadece sözlü bir yalanlama değil, aynı zamanda fiili bir inkârı da içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kezzabe (كَذَّبَ) kavramı Kur'an'da genellikle peygamberlerin getirdiği ilahi mesajı inkâr etme, onu asılsız bulma anlamında kullanılır. Bu, sadece bir 'yalan söylemek'ten öte, ilahi hakikate karşı bir duruşu, bir reddedişi ifade eder. Nuh kavminin pezzamberleri yalanlaması, onların Allah'ın elçilerine karşı takındıkları düşmanca tavrı ve imansızlıklarını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ğaraqa (غَرَقَ) fiili, suya batmak, boğulmak anlamına gelir. Ayetteki 'ağraknâhum' (أَغْرَقْنَـٰهُمْ) ifadesi, Allah'ın Nuh kavmini tufanla, yani su baskınıyla helak ettiğini açıkça belirtir. Bu, ilahi bir ceza ve yok etme eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ğaraqa (غَرَقَ) kelimesi, mecazi olarak bir şeyin içine tamamen dalmak, kuşatılmak anlamında da kullanılabilirse de, bu ayetteki 'ağraknâhum' (أَغْرَقْنَـٰهُمْ) ifadesi hakiki anlamda, yani Nuh kavminin su ile boğularak yok edilmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, onların isyanlarının doğrudan bir sonucudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âyet (آيَة) kelimesi, bir şeyin varlığına veya doğruluğuna delalet eden açık işaret, alamet anlamına gelir. Nuh kavminin helakı, sonraki nesiller için Allah'ın kudretini, peygamberleri yalanlamanın akıbetini gösteren büyük bir ibret ve uyarıcı bir delil olarak sunulmuştur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Âyet (آيَة) kavramı Kur'an'da hem Allah'ın varlığına ve birliğine işaret eden kozmik deliller hem de geçmiş kavimlerin başına gelen olaylar gibi ibret verici hadiseler için kullanılır. Nuh kavminin helakı, 'insanlar için bir ayet' kılınarak, onların bu olaydan ders çıkarmaları, benzer hatalara düşmemeleri gerektiği vurgulanmıştır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Âyet (آيَة), bir şeyin varlığına veya doğruluğuna delalet eden açık bir alamet veya işarettir. Nuh kavminin helakı, Allah'ın vaadinin ve tehdidinin gerçekleştiğini gösteren, geçmişten ders alınması gereken bir 'ayet'tir. Bu, aynı zamanda Allah'ın adaletinin bir tecellisidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zulm (ظُلْم), bir şeyi ait olmadığı yere koymak, haddi aşmak, haksızlık etmek anlamına gelir. Ayetteki 'zalimin' (الظَّـٰلِمِينَ) ifadesi, Nuh kavmi gibi peygamberleri yalanlayarak, Allah'ın emirlerine karşı gelerek kendilerine ve başkalarına haksızlık edenleri ifade eder. Bu, onların ilahi adaleti ihlal etmeleridir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Zulm (ظُلْم) kavramı Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; Allah'a şirk koşmaktan, insanlara haksızlık etmeye kadar birçok günahı kapsar. Nuh kavminin peygamberleri yalanlaması, en büyük zulümlerden biri olan Allah'ın elçilerine karşı gelme ve ilahi hakikati inkâr etme zulmüdür. Bu nedenle onlara 'zalimler' denilmiştir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azâb (عَذَاب), bir kişiyi bir şeyden alıkoyan, onu rahatsız eden her türlü acı verici durumdur. Ayetteki 'azâben elîmen' (عَذَابًا أَلِيمًا) ifadesi, zalimlere hazırlanan cezanın şiddetli ve can yakıcı olduğunu belirtir. Bu, onların dünyadaki helaklarından sonra ahirette de karşılaşacakları ilahi karşılıktır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Azâb (عَذَاب), bir suç veya günah karşılığında uygulanan cezadır. Kur'an'da genellikle Allah'ın isyancılara ve zalimlere verdiği cezaları ifade eder. Nuh kavminin helakı dünyevi bir azap iken, ayette bahsedilen 'can yakıcı azap' (عَذَابًا أَلِيمًا) ahiretteki ebedi cezayı da kapsar. Bu, Allah'ın adaletinin bir gereğidir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.