Velâ sadîkin hamîm(in)
"Candan bir dostumuz da yok."
"Ne de yakın bir dost."
Şuarâ Suresi'nin 101. ayeti, ahiret gününde müşriklerin pişmanlığını ve çaresizliğini dile getirmektedir. Ayet, özellikle 'sadîk' ve 'hamîm' kelimeleriyle, dünyadaki yanlış dostlukların ve beklentilerin ahiretteki karşılığını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sıdk' kökünden türeyen 'sadîk' kelimesini, sözü ve fiili doğru olan, güvenilir kişi olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda ise, ahirette kendilerine şefaat edecek veya yardım edecek samimi bir dostun bulunmadığına dair bir pişmanlığı dile getirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sadîk' kelimesini 'dost' olarak açıklar ve bu ayetteki kullanımının, dünyada edinilen dostlukların ahirette bir fayda sağlamayacağını mecazi bir dille ifade ettiğini belirtir. Müşrikler, dünyada kendilerine dost edindikleri putların veya kişilerin ahirette kendilerine yardım edemeyeceğini anlamışlardır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sıdk' kökünün Kur'an'daki temel anlamının 'doğruluk' ve 'gerçeklik' olduğunu belirtir. 'Sadîk' ise bu doğruluk vasfını taşıyan kişidir. Ayetteki 'sadîk' kavramı, ahiretteki çaresizliği vurgulamak için, dünyevi dostlukların ve ittifakların o gün hiçbir geçerliliğinin kalmadığını göstermektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hamîm' kelimesini 'yakın dost' veya 'akraba' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, müşriklerin ahirette kendilerine yardım edecek, en yakın ve samimi dostlarının bile olmadığını ifade ederek, çaresizliklerinin derinliğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hamîm' kelimesinin 'sıcaklık' ve 'yakınlık' anlamlarından türediğini belirtir. Bu bağlamda, 'hamîm', kalben çok yakın olan, dert ortağı ve sırdaş olan dostu ifade eder. Ayet, bu tür bir dostun bile ahirette fayda vermeyeceğini dile getirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hamîm' kelimesinin Kur'an'da hem 'yakın dost' hem de 'kaynar su' gibi zıt anlamlarda kullanıldığına dikkat çeker. Bu ayetteki kullanımı, 'sadîk' kelimesini pekiştirerek, en yakın ve samimi dostun bile o günkü azaptan kurtaramayacağını, dolayısıyla dünyevi bağların anlamsızlığını vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.