Felev enne lenâ kerraten fenekûne mine-lmu/minîn(e)
"Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
"Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
Bu ayet, ahiretteki pişmanlığı ve dünyaya geri dönme arzusunu dile getiren müşriklerin sözlerini aktarmaktadır. Temel kavramlar, geri dönüş imkanı, iman etme ve bu arzunun derinliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kerr' kelimesinin 'bir şeye tekrar dönmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kerra' ise, ahiretteki pişmanlık anında dünyaya bir kez daha dönme arzusunu, yani 'ikinci bir dönüş'ü ifade eder. Bu, kaybedilen fırsatı telafi etme isteğidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kerra' kelimesini 'avde' (dönüş) olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, müşriklerin ahiretteki azabı gördükten sonra, iman etmek için dünyaya bir kez daha dönme talebini mecazi bir ifadeyle dile getirdiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dönüş' kavramının Kur'an'da hem fiziksel hem de manevi anlamlar taşıdığını belirtir. Buradaki 'kerra', geçmişteki yanlışları düzeltmek için bir 'ikinci şans' arayışını, yani bir tür 'telafi dönüşü'nü ifade eder. Bu, ilahi adalet karşısında duyulan çaresizliğin bir yansımasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kâne' fiilinin 'olmak, meydana gelmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fenekûne' ifadesi, 'eğer bir dönüşümüz olsaydı, o zaman müminlerden olurduk' şeklinde bir şart ve sonuç ilişkisini kurar. Bu, geçmişteki inançsızlık durumundan kurtulup iman edenler arasına katılma arzusunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kâne' fiilinin hem zaman bildiren hem de bir halden başka bir hale geçişi ifade eden geniş bir anlama sahip olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, müşriklerin mevcut durumlarından (küfür) iman durumuna geçme isteğini, yani 'müminler zümresine dahil olma' arzusunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'îmân' kelimesinin 'tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Mü'min' ise, Allah'a ve O'nun gönderdiklerine kalben tasdik edip güvenen kişidir. Ayetteki 'el-mü'minîn' ifadesi, müşriklerin ahiretteki pişmanlık anında, dünyada iken iman edenlerin sahip olduğu kurtuluş ve güvenliğe ulaşma arzusunu dile getirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'îmân' kavramının Kur'an'da sadece bir tasdikten ibaret olmadığını, aynı zamanda bir teslimiyet ve güven ilişkisi içerdiğini vurgular. Ayetteki 'el-mü'minîn' ifadesi, müşriklerin dünyada iken reddettikleri bu teslimiyet ve güven halinin, ahiretteki azap karşısında ne kadar değerli olduğunu idrak ettiklerini ve bu duruma geçme arzusunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'da 'Allah'a güvenmek, O'nun vaatlerine inanmak ve O'na teslim olmak' gibi temel bir dinî tutumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'el-mü'minîn' ifadesi, müşriklerin ahiretteki azap karşısında, dünyada iken iman edenlerin elde ettiği kurtuluş ve huzur durumuna duydukları derin özlemi ve bu duruma dahil olma isteğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.